Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/17162 E. 2009/14642 K. 10.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17162
KARAR NO : 2009/14642
KARAR TARİHİ : 10.11.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 13.3.1998-2.4.2005 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

KARAR

1.Dosyadaki yazılara,toplanan delillere,hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı, 24.05.2005 tarihli dilekçesi ile davalı işyerinde 13.03.1998-02.04.2005 tarihleri arasında geçen ve kuruma eksik bildirilen hizmet süresinin tesbitini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının 01.11.2003-04.04.2005 tarihleri arasında geçen ve kuruma eksik bildirilen 60 günlük hizmet süresinin tesbitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Doysadaki kayıt ve belgelerden davacının davalı işverene ait işyerinden 1.11.2003 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, bildirgedeki imzanın davacının eli mahsülü olduğu ve 01.11.2003-04.04.2005 tarihleri arasında kısmi bildirimler yapıldığı, davacının 01.11.2003 tarihinden önce işyerinde çalıştığını gösterir şekilde irsaliyeli faturalarda imzasının bulundugu bazı tanıkların 1.11.2003 tarihinden önceki çalışmayı doğruladıkları anlaşılmaktadır.
İşe giriş bildirgesi her ne kadar işe giriş tarihi için karine teşkil etse de fatura gibi mevcut yazılı belgelerle bu hususun aksinin ispatı mümkündür. Ayrıca işe giriş bildirgesinin verilmesinden önceki döneme ait işyeri ücret ödemelerini gösterir bordrolar ve muhasebe kayıtları ile de çalışma olgusunun varlığını tesbit etmek mümkün bulunduğundan, bu tür yazılı belgelerin de incelenmesi gerekmektedir.
Yapılacak iş; gerekirse işyeri muhasebe kayıtları üzerinde bilirkişi incelemeside yaptırılmak suretiyle bu husustaki yazılı belgeleri değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 60.00-TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğu anlaşılmakla, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalı … yükletilmesine, 10.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.