Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/17856 E. 2009/15166 K. 19.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17856
KARAR NO : 2009/15166
KARAR TARİHİ : 19.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 17.6.1991- 31.12.1998 tarihleri arası … sigortalılığının geçersiz olduğunun 1.5.1995-30.12.2003 tarihleri arası SSK isteğe bağlı sigortalı olduğunun tesbiti ile 1.2.2004 tarihinden itibaren SSK’dan emekli olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının 17.06.1991-31.12.1998 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa’ya tabi esnaf … sigortalılığının geçersiz olduğunun,01.05.1995-30.12.2003 tarihleri arasında isteğe bağlı SSK sigortalısı olduğunun ve 01.02.2004 tarihinden itibaren SSK’dan emekli olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davacının 17.06.1991-31.12.1998 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa’ya tabi esnaf … sigortalılığının 1479 sayılı Yasa’nın ek 19.maddesi gereği geçersiz sayılması,01.05.1995-30.09.2003 tarihleri arasında isteğe bağlı SSK sigortalılığının geçerli sayılması gerektiğinin ve yaşlılık aylığına hak kazanamayacağının tesbitine karar verilmiştir.
1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin 1.fıkrasının (6),(8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104 üncü maddesi hükümlerinin uygulanacağı, yine 5458 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile eklenen ve 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 26.maddesine göre bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 31.3.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında ek 19.madde hükmünün uygulanacağı bildirilmiştir.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın değişik Ek 19.maddesi ile Geçici 26.maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Somut olayda;davacının 26.10.1991 tarihli bildirgeye göre vergi kaydı nedeniyle 17.06.1991 tarihi itibariyle Kurum tarafından resen tescil edildiği,vergi kaydının sona ermesi nedeniyle 31.12.1998 tarihi itibariyle terkin edildiği ancak hiç prim ödemesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, 1479 sayılı Yasa’nın değişik Ek 19.maddesi uyarınca davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının tescil tarihi itibariyle durdurulması ve prim borcunun ait olduğu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmemesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1.bendinin silinerek,yerine “1-Davacının 17.06.1991-31.12.1998 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa’ya tabi esnaf … sigortalılığının, 1479 sayılı Yasa’nın değişik Ek 19.maddesi uyarınca tescil tarihi itibariyle durdurulmasına ve prim borcunun ait olduğu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmemesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 19.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.