Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/18032 E. 2009/7894 K. 04.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18032
KARAR NO : 2009/7894
KARAR TARİHİ : 04.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ile davalılardan …-Orman Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.,Me-Ti MÜendislik Taah. Tic. Ltd. Şti., …, … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı … AŞ hakkındaki davanın reddine, davalılar … Orman Ürünleri A.Ş, Meti Mühendislik Ltd. Şti, …, … aleyhine açılan maddi tazminat davasının kabulüne , manevi tazminat davasının ise kısmen kabulü ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir
Dosyadaki kayıt belgelerden 16.11.2000 tarihinde Isparta Belediyesi’nin yol kenarındaki elektrik tellerinin altına denk gelen ağaçların uçlarının kesilmesi amacıyla şehre verilen elektrik enerjisini TEDAŞ yetkililerine kestirdiğini halka duyurduğu, bu hat üzerinden beslenen davalı …Orman Ürünleri A.Ş nin Tüfek Dipçik İmalat Fabrikası trafosu önünde bulunan direğin parafodrlarını değiştirme işini …Mühendislik Taa.h.Tic.Ltd.Şti’ ne verdiği, …Mühendislik Ltd Şti yetkilisi …’nin elektrik ustası …’la parafodrların değiştirilmesi işi konusunda anlaştığı, … ve yanında çalışan işçisi … ile birlikte parafodrların değiştirilmesi işi bitirilip demir direk üzerinden inmekte iken, topraklama hattını kesmek üzere tele uzanan …’in haberi olmadan hatlara enerji verilmesi sonucunda bu işçinin elektrik akımına kapılarak öldüğü, mahkemece hükme esas alınan 6.6.2007 tarihli kusur raporunda, davalı …Orman Ürünleri A.Ş nin yaptığı bakım onarım işini TEDAŞ’a bildirmediğinden asli sorumlu olarak % 50, …Mühendislik Ltd Şti yetkilisi …’nin elektrik mühendisi nezaretinde yapılması gereken bir onarım işi için bu işe ehil olmayan …’ı gönderdiği ve nezaret yükümlülüğünü yerine getirmediği için % 20, işçisi …’i hiç bir iş sağlığı ve güvenliği önlemi almadan çalıştıran …’ın % 15 , TEDAŞ yetkilisi …’ın sözlü olarak …Orman Ürünleri Fabrikası A.Ş de parafodr değişimi yapıldığı kendisine bildirildiği halde, söz konusu onarım işinin bitip bitmediğini kontrol etmeden elektriği vermesinden dolayı % 10, ölen kazalı …’in elektrik lisesi mezunu olup makul bir insanın kendi hayatını koruması için alması gerektiği güvenlik önlemlerini almadan çalışması nedeniyle % 5 oranında kusurlu oldukları, davalı TEDAŞ’ ın …Orman Ürünleri Fabrikası’nda bakım ve onarım yapıldığını bilmediği, usulüne uygun bir bildirim yapılmadığı, elektrik kesintisine neden olan ağaç kesim işi bittikten sonra elektriği vermesi olayında bir kusurunun olmadığının bildirildiği bu kusur dağılımının olayın oluşuna uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Sigortalının ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 12. maddesinde sigortalının iş kazası sonucu ölümü halinde hak sahiplerine gelir bağlanacağı, bildirilmiş 506 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde ” geçimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babasına” ibareleri 29.7.2003 tarihli 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa’nın 35. maddesi ile değiştirilerek ” sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Yasa’ya göre bağlanan aylık hariç olmak üzere bunlardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına” ibareleri getirilmiştir. Bu tür yasaların yürürlüğe girmeleri ile birlikte derhal tesirini husule getireceği tartışmasızdır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. H.G.K.’nun 06.04.2005 tarihli, 2005-10-183 Esas, 2005-241 Karar nolu kararı da bu yöndedir.Bu durumda aylık bağlama hakkını doğuran olayın sözü edilen yasa değişikliği olduğu gözetilerek şartlar oluşuyor ise ölüm tarihi yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra ise aylığın ölüm tarihini takip eden aybaşından, ölüm tarihi yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce ise aylığa 01.09.2003 tarihinden itibaren hak kazanılacağının kabulü gerekir.
Somut olayda Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılan tahkikat sonucunda olayın iş kazası olarak kabul edildiği ancak davacı hak sahibi anne ve babanın gelir bağlanması yönünden Kuruma yaptıkları başvuru üzerine Kurum müfettişinin yaptığı araştırma sonucunda düzenlediği 21.11.2001 tarihli raporunda babanın lisede memur olduğu ve evin geçimini sağladığı anne ve babanın iş kazasında ölen sigortalının desteklerine ihtiyaçları bulunmadığından gelir bağlanması istemlerinin reddedildiği anlaşılmaktadır .Bu durumda babanın memur olduğunun belirlenmesine göre 506 sayılı Yasa’nın 24 maddesi uyarınca iş kazası sonucu ölen oğlundan dolayı kendisine gelir bağlanmayacağından mahkemece baba için maddi tazminata hükmedilmesi hatalıdır.Anne yönünden ise yukarıda açıklanan doğrultuda, gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yapılan başvuru reddedildiğinden davacı anneye SGK aleyhine dava açmak üzere önel vermek, o davayı bu dava için bekletici mesele saymak, kesinleşen mahkeme kararı ile dava reddedilmiş ise maddi tazminat isteminin reddine karar vermek, dava kabul edilmiş ise Kurumca bu işlemlerin yapılmasından sonra davacı anneye bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihteki en son peşin sermaye değerini sormak, hüküm tarihine en yakın tarihteki veriler gözetilerek davacının maddi zararını yeniden hesaplatmak, hesaplanan bu miktardan bağlanan gelirin en son peşin sermaye değerini düşmek suretiyle karşılanmayan maddi zarar miktarını tespit ederek davacı annenin 22.4.2008 tarihli bu kararı maddi tazminat yönünden temyiz etmediği de gözetmek suretiyle sonuca gitmektir
2- Davacıların temyiz itirazlarına gelince
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler ışığında davacıların dava dilekçesinde talep ettikleri manevi tazminat miktarları ılımlı olup manevi tazminat istemlerinin aynen kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur .
Ayrıca davalı … AŞ’nin kusuru bulunmadığından mahkemece zararlandırıcı sigorta olayında sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varılmış ise de varılan bu sonuç hatalıdır. Bu davalının çalıştırdığı işçisi … olayda %10 kusurlu bulunmuştur.Borçlar Kanunu’nun 55.maddesine göre adam çalıştıranın sorumluluğu kusura dayalı sorumluluk olmadığı gibi istihdam edenin çalıştırdığı kişinin zarar doğurucu eylemlerinden dolayı sorumlu olacağı da açıktır.Hal böyle olunca da istihdam eden olarak kusursuz sorumlu olan davalı … AŞ’nin varsa bu sorumluluğunu kaldıran nedenler açıklanıp tartışılmadan salt davalının kusurunun bulunmadığından bahisle bu davalıya yönelik davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davalıların davacı …’in maddi zararının hesabına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 4.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.