YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18158
KARAR NO : 2010/1521
KARAR TARİHİ : 16.02.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde çalıştığı ve eksik gösterilen günlerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, Cemil Hocaoğlu’na ölümü ile 10.02.1999 tarihinden itibaren davalı … ve 11,02,2002 tarihinden itibaren davalı … tarafından işletilen lokanta işyerinde geçen ve kuruma noksan bildirilen çalışmaların tespitini istemiştir.
Mahkemece kesintili çalışmanın aksinin ispatlandığından bahisle, 01.01.1993-05.05.1997 tarihleri arasında davalılar murisi…. işyerinde kesintisiz çalıştığı 1283 gün çalışmanın noksan bildirildiği, … işyerinde 07.10.1999-10.02.2000 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı 49 gün çalışmanın noksan bildirildiği,….. işyerinde 11.02.2000-12.04.2000 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı 58 gün çalışmanın noksan bildirildiğinin tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece davacının çalışmalarının kesintisiz olduğunun kabulüne karar verilirken dinlediği tanıklardan davalı işyerinde çalışanların bordrolara geçen çalışmalarının kesintisiz olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı gibi diğer tanıklarında komşu işyerlerinden kuruma bildirilmiş çalışmalarının varlığına ilişkin bir delil yoktur. Öte yandan davacı kesinleşin işçilik alacaklarına ilişkin dosyalarda 01.01.1992-05.05.1997 ile 23.08.1999-12.04.2000 tarihleri arasında kalan süreler için davalı işyerinde çalıştığından bahisle kıdem tazminatı vs. işçilik alacakları isteminde bulunduğu gibi, davacı işe girişini Kurum müfettişince düzenlenen 09.12.1994 tarihli durum tespit tutanağında 09.12.1994 tarihi olarak, 25.11.1999 tarihli durum tespit tutanağında 07.10.1999 tarihi olarak bildirmiş ve bu beyanını imzası ile doğrulamıştır. Bu duruma göre davacının durum tespiti tutanaklarındaki ve işçilik alacağına ilişkin açtığı davalardaki çalışma sürelerine ilişkin beyanlarını aşar biçimde hizmet tespitine karar verildiği ortadadır.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak eğer varsa davalı işverenin ücret bordrolarında davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverence SGK’na verilen dönem bordrolarında dava konusu dönemde kesintisiz çalışması bulunan bir diğer deyişle çalışmanın kesintisiz olduğunun bilmesi mümkün olan kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işverenin komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlara geçmiş yukarıda açıklanan niteliklerdeki kimseleri tespit edilip dinlenmek, işyerine ilişkin Kurum şubesinde bulunan işyeri dosyası ile davacıya ait işyerindeki şahsi dosyalarını celbetmek, muhtasar vergi beyannamelerini incelemek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip davacının durum tespit tutanaklarındaki imzalı beyanları ile işçilik alacaklarına ilişkin davalardaki çalışma sürelerine ilişkin talepleri değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.02.1010 gününde oybirliğiyle karar verildi.