YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18200
KARAR NO : 2010/1007
KARAR TARİHİ : 09.02.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,… sigortalılığının iptali ile SSK’dan yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı …K vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı 01.01.1986 tarihinde başlatılan 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalığının başlangıç tarihinden itibaren iptali ile 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları nedeniyle başvuru tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının 5 yıldan fazla pirim borcunun bulunduğu pirim ödemesinin bulunmadığından … sigortalılığının iptaline, davacının dava tarihi itibarıyla 506 sayılı Yasa’nın 60/A-a maddesi gereğince yaşlılık aylığına hak kazandığının ve çalıştığı işyerinden ayrılıp yazılı talepte bulunması halinde 506 sayılı Yasa gereğince yaşlılık aylığı bağlanmasının tespitine karar verilmiş ve bu karar davalı SGK avukatları tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacının 01.01.1996-18.12.2000 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu ve vergi kaydı esas alınarak 01.01.1986 tarihinden geçerli 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak resen tescil edildiği, bu sigortalılığı nedeniyle kuruma pirimi ödemesinin bulunmadığı, tescil tarihi itibarıyla başka bir sosyal güvenlik yasasına tabi sigortalı olmadığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemenin davacının pirim borcunun süresi ve pirim ödemesinin bulunmamasına göre, … sigortalılığının 1479 sayılı Yasa’nın ek 19. maddesi kapsamında kaldığına ilişkin değerlendirmesi doğrudur. Ne var ki 1479 sayılı Ek 19.maddesindeki düzenlemede “1479 sayılı Yasaya ve 2926 sayılı Yasaya göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulacağı” belirtilmiştir.” Anılan düzenleme de açıkça ifade edildiği üzere sigortalılığın iptali değil durdurulması söz konusudur. Hal böyle olunca davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının tescil tarihi olan 01.01.1986 tarihi itibarıyla durdurulmasına karar verilmek gerekirken iptaline karar verilmesinin hatalı olduğu ortadadır.
Öte yandan davacının işyerinden ayrılarak yazılı talepte bulunması halinde yaşlılık aylığının bağlanmasına ilişkin kurulan kararda HUMK’nun 389. maddesine aykırı olmuştur. Gerçekten HUMK’nun 389. maddesinde, Mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir.
Somut olayda davacının dava tarihi itibarıyla 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazandığı ancak aylık bağlanması için kuruma başvurusunun bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmasına göre, davacının dava tarihi itibarıyla 506 sayılı Yasa’nın geçici 81/B-a maddesi gereğince yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmek gerekirken, iş yerinden ayrılması ve yazılı talepte bulunması koşuluyla yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmek suretiyle şarta bağlı hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın durdurulması yerine iptaline karar verilmesi ve şarta bağlı hüküm kurulamayacağı göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı SGK (SSK ve …’un) temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.