Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/20823 E. 2010/1371 K. 15.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/20823
KARAR NO : 2010/1371
KARAR TARİHİ : 15.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 24.10.1996 tarihinden itibaren çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan İlçe Özel İdare Müdürlüğü …. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalıya ait hizmet binasında 24.10.1996 tarihinden dava tarihine kadar hizmet akdine tabi olarak sürekli çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemce, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya ait …. İli …. İlçesi Özel İdaresi işyerinde, 24.10.1996-15.4.2007 tarihleri arasında 1971 gün süre ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Hükümler, davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır. Hüküm ile taraflar arasındaki uyuşmazlık sona erer ve hüküm kesinleşince artık o uyuşmazlık hakkında yeni bir dava açılamaz, HUMK’nun 389. maddesi gereğince hüküm fıkrasının açık olması taraflara bahşedilen vazife ve haklar, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılmalı, hüküm infazı kabil olmalıdır. Dava açıldığı tarihteki şartlara göre karara bağlanmalı, şarta bağlı ve terditli hüküm kurulmamalı, hüküm fıkrasında asıl taleple birlikte yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir.
Somut olayda, davanın kısmen kabulüne ve davacının 20.10.1996-15.4.2007 tarihleri arasında toplam 1971 gün çalıştığına ilişkin verilen hüküm açık olmayıp bu haliyle infazın mümkün olmadığı ortadadır. Gerçekten dosyaya ekli bilirkişi raporunda davacının 24.10.1996 tarihinden başlamak üzere her yıl Ekim-Nisan ayları arası 6’şar ay çalıştığının tespitine ilişkin açıklamaları bulunmakta ise de, verilen karar da bu çalışma tarihleri belirtilmemiş olup hüküm infazının mümkün olmadığı, verilen hükmün HUMK’nun 389. maddesine aykırı olduğu açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.7.2002 gün ve 2002/613-595 sayılı kararı da bu yöndedir. Öte yandan bu tür davalar kamu düzenine ilişkin olup davacı temyiz olmasa da hükmün infazı davalı Kurumun hak alanını da ilgilendirdiğinden davalı temyizi yönünden Yargıtay’ca re’sen nazara alınmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 15.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.