Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10070 E. 2010/7402 K. 24.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10070
KARAR NO : 2010/7402
KARAR TARİHİ : 24.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren nezdinde 6.3.2000- 15.1.2005 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava nitelikçe, davacının 6.3.2000-15.1.2005 tarihleri arasında askerlikte geçen 31.7.2000-31.3.2003 tarihleri arasındaki süre dışında davalı işverene ait haber ajansında 5953 sayılı Basın İş Yasasına tabi muhabir ve kameraman olarak aralıksız geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının iş verene bağlı olmaksızın serbest muhabir-kameraman olarak çalıştığı, ürettiği eserden gider makbuzu alarak telif ücreti aldığı, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akti değil istisna akti olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı tarafından davacıya ait işe giriş bildirgesinin davalı Kurum’a verilmediği,davalı iş veren adına işin yapıldığı Antalya ilinde bir iş yerinin 506 sayılı Yasa kapsamında kayıtlı olmadığı, davacı adına 14.4.2000-17.1.2005 tarihleri arasında muhtelif dönemlerde telif hakkı adı altında gider pusulaları düzenlendiği, davalı iş veren tarafından davalının banka hesabına 15.1.2002- 17.11.2004 tarhleri arasında düzenli olarak para aktarımı yapıldığı ve davacı adına basın kartı çıkarıldığı görülmüştür.Dinlenen bordro tanıkları da yeminli anlatımlarında davacının davalı şirket adına Antalyada muhabir ve kameraman olarak çalıştığı, davacının çalışmaları doğrultusunda,davalı iş veren tarafından yayınlanan Turkish Report adlı proğram için hafta içi her gün 3 haber hazırladığını, çalışmalarının 2000-2005 tarihleri arasında aralıksız devam ettiğini bildirmişlerdir.
Uyuşmazlık, taraflar arasında hizmet aktimi, yoksa istisna (eser) sözleşmesimi olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10. maddesidir. Anılan madde gereğince çalışmaların tespit ve sigortalı hizmet olarak değerlendirilebilmesi için çalışmaların 506 sayılı Yasa’nın 2. maddesi anlamında hizmet akdine dayalı olarak geçmesi koşuldur.
Davanın yasal dayanağını oluşturan Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 2. maddesine göre, hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu yasaya göre sigortalı sayılırlar. Hizmet akdinin unsurları, hizmetin belirli veya belirli olmayan bir zaman içinde görülmesi hizmet akdinin konusu olan edimin işverene ait işyerinde yerine getirilmesi, edimin ifasında işverenin denetim ve gözetimi altında bulunmasıdır. Hizmet akdinin belirleyici ve ayırıcı unsurları “zaman ve bağımlılık” tır. Başka bir anlatımla, “zaman ve bağımlılık” unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalışmanın varlığı halinde aradaki ilişkinin hizmet akdine dayandığı söz götürmez. Aynı Yasanın 6. maddesine göre ise, çalıştırılanlar işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olurlar. Öte yandan, sigortalı olmak için Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 3-I/B ve 78/2. maddelerine göre, ücretin koşul olmadığı da açık-seçiktir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.02.2005 gün ve E:2004/10-737 ve K:2005/26 sayılı kararı). Bundan başka, ücretin ödenme biçimi de sonuca etkili değildir.
Davacının davalıya ait işte “zaman ve bağımlılık” unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalıştığı, giderek davacının iş gücünü belirli veya belirli olmayan bir zaman için çalıştıranın buyruğunda bulundurmak suretiyle çalıştığı, ücret ödemesinin ise yapıldığı dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.Bu durumda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.