YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10460
KARAR NO : 2010/7240
KARAR TARİHİ : 21.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, maluliyetinin tespiti ile maluliyet aylığının bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacı sigortalının , malul kaldığının tesbiti ile maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir
Mahkemece davacının 2/3 oranında çalışma gücünün yitirdiği ve maluliyet başlangıcının 23.03.2007 tarihi olduğunun tespiti ile 01.04.2007 tarihinden itibaren davacıya maluliyet aylığı bağlanmasına karar vermiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 23.03.2007 tarihli Sağlık Bakanlığı Muğla Devlet Hastahanesi raporunda davacının 30 Ağustos 1999 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeni ile Organik Akıl Bozukluğu+Sağ Hemi Parazi+Afazi (ağır) Global bulunduğu ve iş gücü kaybı oranının % 85 olduğu, Yüksek Sağlık Kurulu’nun da 30.01.2009 tarihli raporunda davacının çalışma gücünün 2/3 nü kaybettiği ve maluliyet başlangıcının Sağlık Bakanlığı Muğla Devlet Hastahanesi’nin rapor tarihi olan 23.03.2007 tarihi olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Dava ehliyeti, kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci vekil aracılığı ile bir davayı takip etme ve usuli işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti dava şartlarından olup davaya bakan hakim tarafından kendiliğinden gözönünde tutulması gerekir.. Temyiz kudretinden yoksun olan kişilerin medeni hakları kullanma ehliyeti ve dava ehliyeti yoktur.Temyiz kudreti olmayan kişiler taraf bulundukları davalarda kanuni temsilcileri tarafından temsil edilirler. Nitekim Medeni Kanun’un 405. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı ve görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamların, noterlerin ve mahkemelerin bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.
Dosyadaki sağlık kurul raporlarından davacının çalışamayacak derecede organik akıl bozukluğu hastası olduğu ve çalışma gücünün 2/3’ünü yitirdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda artık davacının haklarını gözetemeyecek derecede hasta olduğunun anlaşılmasına, hakkında alınan kararları, yapılan işlemleri ve sağlanan hakları anlayamayacağı, özellikle davanın sosyal güvenliğe yönelik olması da göz önünde tutularak Medeni Kanunun 405. maddesi ve H.U.M.K.’nun 42. maddesi gereğince kendisine vasi veya kayyım tayini sağlanması için gerekli işlemler yapıldıktan ve vesayet makamınca vasiye davaya devam etmesi için izin belgesi verilmesinden sonra davanın sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Yapılacak iş; sulh hukuk mahkemesine davacıya vasi tayini konusunda gerekli işlemleri yapmak için ihbarda bulunmak ve vasi atanması durumunda atanan vasinin ilgili mahkemeden alacağı husumet izin belgesiyle davayı takip etmesi sağlandıktan sonra tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 21.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.