YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10699
KARAR NO : 2010/8147
KARAR TARİHİ : 08.07.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde 1998 yılının başından 23.08.2005 tarihine kadar 02.11.1998 tarihinde 29 gün, 23.11.2001-23.05.2003 tarihleri arasında askerlik hizmeti 29.05.2004 tarihinde 32 günlük süreler dışlanmak suretiyle hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1998 yılı başından itibaren dava dışı işyerlerindeki kısa süreli çalışmaları ve askerlik yaptığı dönem dışında davalıya ait işyerinde geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 25.07.2000 tarihinde 16594 işyeri sicil numaralı davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin 26.07.2000 tarihinde Kurum’a verildiği, aynı işyerinden verilen 09.10.2001 tarihili işe giriş bildirgesinin bulunduğu,davacının bildirildiği 2000/1,2 ve 2001/3.dönemde davacı dışında işyerinde kayıtlı çalışan olmadığı,dinlenen bordro tanığının davacının çalışmasını doğruladığı,komşu işyeri tanığı olarak dinlenen tanıkların ise komşu işyeri tanığı oldukları hususunun belgelendirilmediği, tesbit edilen sürenin askerlik çağına denk geldiği halde askerlik süresinin araştırılmadığı anlaşılmaktadır.Somut olayda, işverenin dönem bordrosunda kayıtlı tanık ve komşu işyeri tanıkları olduklarını söyleyen kişiler davacının çalışmasını doğruladığı halde komşu işyeri tanıkları belgelendirilmeden ve davacının askerlik yaptığı dönem tesbit edilmeden davacının 25.07.2000 tarihinden sonraki iddialarını yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle istemin redine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davacının askere sevk ve terhis tarihlerini ilgili askerlik şubesinden sormak,askerde olduğu dönemde tesbit kararı verilemeyeceğini göz önünde bulundurmak, davacı ile aynı dönemlerde komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını veya işverenleri tesbit edip beyanlarına başvurmak, daha önce dinlenen komşu işyeri tanıklarının tanıklık yaptığı dönemle ilgili Belediye Başkanlığı, Defterdarlık ve Emniyet Müdürlüğü gibi resmi kurumlardan işyeri açma ruhsatı,vergi kaydı,kimlik bildirme formu gibi belgeleri getirtmek, komşu işyeri tanığı olduklarını belgelendirmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.