Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10703 E. 2010/8148 K. 08.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10703
KARAR NO : 2010/8148
KARAR TARİHİ : 08.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren nezdinde 01.01.1988-31.12.1997 tarihleri arasında ve 06.06.2005 tarihinden bugüne kadar çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının 01.01.1988-31.12.1997 tarihleri arasında ve 06.06.2005 tarihinden bugüne kadar davalı köy muhtarlığı emrinde geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 1988 – 1997 yılları arasındaki çalışma süresinin tespiti talebinin hak düşürücü süre yönünden, 2005 yılından itibaren çalışma süresinin tespiti talebinin sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum’ca tesbit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurum’ca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına işe giriş bildirgesi verilmediği,davalı işyerinden bildiriminin olmadığı,tanık olarak dinlenen köy muhtar ve azalarının davacının 1988 yılından itibaren ve ara verdikten sonra 2005 yılından itibaren köy bekçiliği yaptığını,maaşının köylüler arasından bağış olarak toplandığını,köy bütçesinden herhangibir ödeme yapılmadığını,makbuz verilmediğini söyledikleri, zabıta araştırmasına göre davacının 1988-1997 arası ve 2005 yılından itibaren ve halen bekçilik yaptığının tesbit edildiği, 27.06.2005 tarihli köy karar defterinde davacının köy korucusu olarak görevlendirilmesine ve ücretinin köy halkından toplanmasına karar verildiği,17.01.2008 tarihli kararda ise davacının 1988 ve 1997 tarihleri arasında ve 06.06.2005 tarihinden itibaren ve halen köy korucusu olarak görev yaptığının tasdik edildiği anlaşılmaktadır.Somut olayda,davacının 1988-1997 tarihleri arasında işe giriş bildirgesi,prim ödemesi ve Kurum müfettişinin tesbiti olmadığından ve davacının çalışması 1997 yılında kesintiye uğrayıp hizmetinin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılmadığından bu döneme ilişkin istemin reddine karar verilmesi yerinde ise de 06.06.2005 tarihinden itibaren ve halen davacının bekçilik yaptığı ve karşılığında köy halkından ücret toplanarak davacıya verildiği bekçi listesi başlıklı belgelerden ve köy karar defteri ile zabıta araştırmasından ve tanık beyanlarından anlaşılmakla, bu yöne ilişkin isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken istemin tümüyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının 06.06.2005 tarihinden dava tarihine kadar davalı köy muhtarlığı emrinde çalıştığının tesbitine,diğer istemlerinin ise şimdiki gibi reddine karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.