Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10716 E. 2010/569 K. 25.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10716
KARAR NO : 2010/569
KARAR TARİHİ : 25.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 20.4.1982- 30.4.1987 tarihleri arasında 1479 sayılı yasaya tabi sigortalılığının geçerli olduğunun tesbitiyle, bağlanan maluliyet aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, … hizmetleri kabul edilmez ise 5.3.1992 tarihinde davalı işveren nezdinde çalışırken geçirdiği kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik gelirinin maluliyet aylığının kesildiği 20.7.2003 tarihinden itibaren bağlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının iptal edilen 20.4.1982-30.4.1987 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının geçerli olduğunun tespitiyle bu sigortalılık sürelerinin esas alındığı 506 sayılı Yasa’nın 53. ve 54. maddelerine göre bağlanan maluliyet aylının kesildiği 20.7.2003 tarihinden itibaren, yeniden bağlanması gerektiğinin, … hizmetleri kabul edilmez ise bu defa 5.3.1992 tarihinde davalı işveren nezdinde çalışırken geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik gelirinin maluliyet aylığının kesildiği 20.7.2003 tarihinden itibaren bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 5.3.1992 tarihinde geçirdiği olayın iş kazası olduğunun, maluliyet oranının Kurumca belirlenerek gelir bağlanması gerektiğinin tespitiyle dava tarihi itibariyle sürekli iş göremezlik geliri ve maluliyet aylığı bağlanması taleplerine ilişkin dava açma haklarının şimdilik usulden reddi ile davacının bu taleplerinin saklı tutulmasına , davacının Bağ Kur sigortalılık sürelerinin ihyası ve maluliyet aylığının bağlanması istemlerinin reddine karar verilmiştir
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının davalı işyerinde iş kazası geçirdiğini beyan ettiği 5.3.1992 tarihinde 1 gün süre ile çalıştığının tespitine dair verilen Adana 2. İş Mahkemesinin 1994/344 Esas ve 1994/745 sayılı Kararının Yargıtay 10. hukuk Dairesinin 28.3.1995 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği, SSK Müfettişinin 1.7.2003 tarihli raporunda, işyerinin o tarihte gayrı faal olduğundan olayın iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğinin bildirdiği, yine aynı konudaki 1.3.2006 tarihli SSK Müfettiş raporunda da davacının iş kazası nedeniyle yargı yoluna başvurmasının önerildiği, Yüksek Sağlık Kurulun’nun 16.9.1998 tarihli raporunda çalışma gücünü 2/3 oranında kaybettiği saptanan davacıya 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık kapsamında 1.7.1997 tarihinden geçerli olmak üzere maluliyet aylığının bağlandığı görülmüştür. Bu maluliyet aylığına esas alınan hizmetlerinden olan 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı davacının 3.5.1993 tarihli giriş bildirgesiyle 1.1.1981-30.4.1987 tarihleri arasındaki At Arabacıları Odasındaki kaydına göre tescili yapılarak davacının 20.4.1982-30.4.1987 tarihler arasında sigortalı olarak kabul edildiği ve pirimlerini 18.5.1993 ve 7.9.1993 tarihlerinde topluca ödediği, kayıtlı olduğu oda defterleri üzerinde yapılan müfettiş incelemesi sonucu davacının oda kaydının 1985 yılı için noterce onaylanan deftere 1.1.1981 tarihinden tescil edilmesi mümkün olamayacağından, başka defterlerde de adı bulunmadığından , oda kaydının silinmesine dair Yönetim Kurulu Kararına davacının adının sonradan eklendiğinin açıkca anlaşılmasından bahisle oda kaydı geçersiz sayılarak Bağ Kur sigortalılığının iptal edildiği ve odaya usülsuz kayıt işlemleri nedeniyle davacının da aralarında bulunduğu 131 kişi hakkında Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/182 Esas sayılı dosyası üzerinden resmi evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından açılmış davanın derdest olduğu, davacının Bağ Kur sigortalılığının iptal işlemi üzerine SSK ‘nun davacıya bağladığı maluliyet aylığını 18..8.2003 tarihi itibariyle keserek 1.7.1997-18.8.2003 tarihleri arasında yersiz ödenen 19. 48600 TL ‘nı borç çıkardığı, davacı hakkında iş kazası iddasıyla hazırlanan 30.3.1990, 12.5.1993, 28.6.1995 tarihli Sağlık Kurul Raporlarında işyerinin davalıya ait … olarak yazıldığı işverence düzenlenen 11.5.1993 tarihli hesap fişinde de davacının 1992 yılı birinci dönemde 55 gün, ikinci dönemde 75 gün çalıştığı 3 . dönemde raporlu olduğu, 15.7.1992-10.5.1993 tarihleri arasında davacı raporlu olup çürüğe ayrıldığından çıkışının verildiğinin yazılı olduğu görülmüştür.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 19. maddesidir. Anılan maddeye göre iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 45. maddesinde sürekli iş göremezlik gelirinin iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanacağı bildirilmiştir.
Öte yandan 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesine göre “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesinde; Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce çalışma gücü kaybı, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü, harp malullüğü sonucu meslekte kazanma gücü kaybı ile erken yaşlanma durumlarının tespiti talebinde bulunan sigortalılar ve hak sahipleri için, yürürlükten kaldırılan ilgili sosyal güvenlik mevzuatının 5510 sayılı Yasa’ya aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı, 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahli Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kululunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş; davalı Kuruma müzekkere yazılarak “Kurumu bağlamamak kaydıyla” davacının 5510 sayılı Yasa’nın 95. ve Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin 5.maddesinde belirtilen Hastanelerden birine sevkedilerek rapor alınarak Kurum Sağlık Kurulunca davacının iş kazası sonucu meslekte kazanma güç kayıp oranının belirlenmesini istemek, Kurum Sağlık Kurulunca belirlenen orana göre gerekirse yukarıda açıklanan prosedür gereğince inceleme ve araştırma yapmaktır.
Öte yandan davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı yasaya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Ne var ki; kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz oda kaydının davacınında katılımının bulunduğu mavazaalı bir işlem sonucu oluşturulmaması gereklidir.
Somut olayda davacı hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan ve derdest olan Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan davanın konusu, bu davadaki Bağ Kur sigortalılığına esas olan oda kaydına ilişkin olduğundan öncelikle bu ceza davası sonucunun bekletici mesele yapılarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Öte yandan ceza davası sonucu beklenirken dava ekonomisi açısından davacının iş kazası sigorta kolundan 20.7.2003 tarihinden itibaren bağlanmasını istediği sürekli iş göremezlik geliri konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilemeyeceği de dikkate alınarak davacının yukarıda açıklanan prosedür çerçevesinde sürekli işgöremezlik oranı tespit edilerek dosyadaki tüm deliler birlikte değerlendirilip … hizmetleri geçerli ise öncelikle maluliyet aylığı talebi konusunda, … hizmetleri geçerli değil ise iş kazası ve buna bağlı olarak işkazası sigorta kolundan sürekli iş göremezlik geliri bağlanması yönündeki talebi hakkında çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.