Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/1103 E. 2010/1025 K. 09.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1103
KARAR NO : 2010/1025
KARAR TARİHİ : 09.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığından Sosyal Güvenlik Destek Primi kesintisi yapılmasına ilişkin Kurum işleminin iptaliyle, yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı nedeniyle 1.02.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almakta olan davacının 01.10.1999 tarihinden sonra kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması bulunmadığı halde, 1479 sayılı Yasa’nın ek-20. maddesi gereğince yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmasına ilişkin Kurum işleminin iptali ile, yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, davacının vergi kaydının 24.12.1997 tarihinde sona erdiği, 01.10.1999 tarihinden sonra kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunmadığından bahisle sosyal güvenlik destek primi kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptaline, yapılan kesintilerin iadesine yönelik istemin ise atiye bırakılması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı avukatı 15.10.2008 tarihli son duruşmada yapılan kesintilerin iadesine yönelik istemini atiye terk etmiş ve davalı tarafça da buna karşı çıkılmamıştır. Bu durumda HUMK’nun 185/1 maddesine göre davayı takipten sarf-ı nazar edilmiş olunmaktadır. HUMK’nun 425. maddesinde iki taraftan birinin ölümü davanın terki gibi bir sebeple hükme bağlanamayan davalarda, yargılama giderinin tahkikat hakimi tarafından takdir ve hükmolunacağı düzenlenmiş olup, 14.4.1954 gün 4/14 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da aynı şekilde açıklanmıştır. Davacı davasını terk etmiş ise (atiye bırakmışsa) davalının HUMK’nun 425. madde hükmünden yararlandırılması gerekir. Hal böyle olunca da davasının bir bölümünü atiye terk eden davacının atiye terk edilen bölüm bakımından yargılama giderlerinden bu arada avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle davanın bir bölümünün atiye terki nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti verilmesi gerektiği göz ardı edilerek ve yargılama giderlerinin tamamından davalı sorumlu tutulmak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 4. ve 5. bentlerinin tümüyle silinerek yerine;
“4-Davanın kısmen kabulü nedeniyle, reddedilen ve kabul edilen bölüm dikkate alınarak, davacı tarafça yapılan toplam 112,80-TL yargılama giderinden takdiren 80,00-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Târifesine göre, avukat ile temsil edilen davacı yararına takdiren 500,00-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davalı yararına davanın bir bölümünün atiye terki nedeniyle 500,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 09.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.