YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11075
KARAR NO : 2010/7340
KARAR TARİHİ : 22.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, şirket ortaklığı kaydının silinme tarihi olan 16.12.2002 tarihinden sonra … sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının Limited Şirket ortaklığının son bulması nedeniyle … sigortalılığının 16.12.2002 tarihinde sona erdiğinin ve bu tarihten itibaren prim borcunun bulunmadığının tesbitine ilişkindir.
Mahkemece,istem gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sosyal Güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olup, her iki sigortalılığın çakışması halinde önceden başlayarak devam eden sigortalılık asıl sigortalılıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/21 – 627- 659, 2005/21-389-430 ve 2005/21-370-402 sayılı kararlarında da bu husus özellikle ifade edilmiştir.
Davacı 20.09.1990 tarihli giriş bildirgesine dayalı olarak ve vergi kaydı nedeni ile 1479 sayılı yasanın 24. maddesi kapsamında zorunlu Bağ Kur sigortalısıdır.Anılan sigortalılık 22.04.1992 de başlayıp devam eden limited şirket ortaklığı nedeni ile de devam etmektedir.Davacı Adana Ticaret Odasındaki kaydının sona ermiş olması nedeni ile zorunlu Bağ Kur sigortalılığının sona erip prim borcu bulunmadığını iddia etmekte ve buna ilişkin kayıtlar ibraz etmekte ise de Adana Ticaret Sicil memurluğunun 05.03.2008 tarihli yazısı içeriğinden de Ana sözleşmesi 20.04.1992 tarihinde tescil edilen Birel Kağıtçılık Ticaret ve Sanayi Ltd. Şt.nin halihazır ortaklarının … ve … olduğu,şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca şirketin hukuki varlığının ve ortaklık durumunun değişmediği, dava dilekçesine ekli olarak sunulan 30.11.1992 tarihli ticaret sicil gazetesindeki ilan ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birbirini doğrulamadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan limited şirket sadece vergi beyannamesi vermemek veya ticaret odasındaki kaydı silinmekle tüzel kişiliğini yitirmez. Tüzel kişiliğin sona erdiğinden söz edebilmek için alınmış tasfiye kararı nedeni ile tasfiyenin tamamlanıp sonuçlandırılması terkinin ilan edilmesi gerekir. Davacının Ltd. Şt. ortaklığının ise halen devam etmekte olduğu açıktır. Bu durumda sırf ticaret odasındaki kaydı silinen şiket nedeni ile Bağ Kur sigrtalılığının sona erdiğinin kabulü usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
1479 sayılı Yasa’nın 24 ve 25. maddesinde belirtilen koşulları taşıyan davacının 13.05.2003 tarihinde başlayan SSK çalışmasından önce Limited Şirket ortaklığından kaynaklanan zorunlu Bağ Kur sigortalılığı da devam ettiğinden, aralıksız … sigortalısı sayılması gerektiği ortadadır.
Ancak 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı yasanın Ek. 19. maddesi “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların, bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde, daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının işe tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı ve hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değer üzerinden hesaplanacak borç tutarının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına prim sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Kanunun 103. maddesinin birinci fıkrasının (6), (8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104. maddesi uygulanır”, hükmünü getirmiştir. Aynı hüküm 30.04.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa’nın geçici 17. maddesinde de yer almaktadır.
Davacının davadaki isteminden prim borcunu ödeme isteğinin bulunmadığı sonucu çıkmaktadır. Koşulları oluşması halinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2006/21 – 363 – 466 ve 2006/21-485-483 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere davacının talebi de gözetilerek 01.03.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı yasa’nın ek 19 maddesi ile 30.04.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasanın geçici 17. maddesinin uygulanabileceğinin kabulü gerekir.
Mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda araştırma yapılarak 30.4.2008 tarihi itibariyle 5 yıldan fazla … sigortalılığına ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığı saptanarak sonuca gidilmesi gerekirken, dosyadaki kağıt ve belgeler göz ardı edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı …-Kur vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.