YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11231
KARAR NO : 2010/8245
KARAR TARİHİ : 12.07.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde 5953 sayılı Yasa’nın 1. maddesi kapsamında gazeteci olarak 14621-19569-16051-22371-31403-1005817 sicil nolu işyerlerinde çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı davalı işverenler yanında geçen hizmetlerinin 5953 sayılı Yasa’nın 1. maddesi kapsamında matbaa işçisi ve gazeteci olarak geçen çalışmaları olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkeme istemi kabul ederek davacının, davalılar yanında geçen çalışmalarının 5953 sayılı Kanun’un 1. maddesi kapsamında olduğunun tespitine karar vermiştir.
Birden fazla işveren hakkında ayrı dava dilekçesi ile dava açılabilmesi için işverenler arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığının bulunması gerekir.
Zorunlu dava arkadaşlığı maddi hukukun bir hakkın birden fazla kişi tarafından dava edilmesini veya birden fazla kişiye karşı dava açılmasının öngördüğü durumdur. Somut olayda maddi yönden zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gibi şekli yönden dava arkadaşlığı da söz konusu değildir.
Zorunlu dava arkadaşlığı dışında kalan ihtiyari (isteğe bağlı ) dava arkadaşlığının mümkün olduğu haller HUMK.’nun 43. maddesinde; dava konusu hak veya borcun ortak olması, borçluların ortak bir işlem ile birden çok kişi yararına borç yüklenilmiş olması, davanın aynı nedenden doğması olarak sayılmıştır. Davada , davalı işverenler arasında maddede öngörülen nitelikte ihtiyari dava arkadaşlığı da bulunmamaktadır.
Bu durumda davalı işverenler arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığından HUMK.’nun 46. maddesi uyarınca davaların ayrılmasına karar verilmesi gerekirken birlikte görülerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, dava dilekçesi içeriğinden davacının matbaa işçisi ve gazeteci olarak davalı işverenler yanında geçen çalışmaları nedeniyle 01.01.1983 tarihinden dava tarihi olan 25.04.2007 tarihine kadar olan sürede 506 sayılı Yasa’nın Ek 5. maddesi uyarınca itibari hizmet süresinden yararlanma istemine ilişkin olduğu, ancak davacının çalışmalarının itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren koşullarda geçip geçmediğinin araştırılmadığı, bu bağlamda, gazeteci olarak geçtiğini ileri sürdüğü süreler yönünden basın kartına sahip olup olmadığnın araştırılmadığı, basın kuruluşundan ve işverenden bilgi alınmadığı, 5953 sayılı Basın İş Kanunu’nun 1. maddesi kapsamında geçtiğini belirttiği çalışmalarının gazete, dergi, haber ve fotoğraf ajanslarında ne şekilde fikir ve sanat işlerinde çalıştığının araştırılmadığı, bu yolda delil toplanmadığı, çalışmasını belgeleyecek işlerin dosyaya getirtilmediği, işverenden sorulmadığı, matbaa işçisi olarak geçtiğini iddia ettiği hizmetleri yönünden ise 506 sayılı Yasa’nın Ek 5. maddesinin II. bendindeki koşulların oluşup oluşmadığının belirlenmediği, bu yolda doktor, kimyacı, sosyal güvenlik uzmanı bilirkişi heyetinden işyerlerinde keşif yapılmak suretiyle görüş alınmadığı, genel olarak da davacının çalışmalarına ilişkin belgelerinin tamamının Kurum’dan ve işverenlerden getirtilmediği, itibari hizmet esas çalışma sürelerinin her işveren yönünden ayrı ayrı saptanmadığı, sonuç olarak gerekli araştırma, inceleme yapılmaksızın soyut tanık beyanları itibariyle sonuca gidildiği görülmüştür.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozam nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekili ile davalı …’in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’e iadesine, 12.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.