Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/118 E. 2010/713 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/118
KARAR NO : 2010/713
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 13.10.1971-30.07.1973 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının ve 01.04.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı davalı şirkete ait iş yerlerinde geçen ve kuruma bildirilmeyen 13.10.1971-30.07.1973 tarihleri arasındaki çalışmaları ile sigortalılık başlangıcının 13.10.1971 tarihi olduğunun ve 1.4.2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın tanık sözlerine dayanılarak kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince;davalı iş veren tarafından davacı hakkında 13.10.1971 tarihli işe giriş bildirgesinin düzenlenerek 24.11.1971 tarihinde kurum kayıtlarına girmesine rağmen,hiç bildirimin yapılmadığı, Mahkemece dinlenen tanık … 1971-1972 yılları arasında davalı iş yerinde çalıştığını belirtmesine rağmen sadece 1971 yılı 3.dönem bordrosunda yer almış 1971/3 dönem bordrosunda 166 çalışanın bildirilmesine rağmen ,1971 yılı 4.döneminde tek çalışan olarak …’nin bildiriminin yapıldığı, 1972 yılı 1,2.ve 3.dönemine ilişkin bordronun birlikte verilerek yine tek çalışan olarak ….’in bildirildiği görülmüştür.
Bu durumda yapılacak iş, uyuşmazlık konusu dönem olan 13.10.1971-30.7.1973 yıllarının tamamına ilişkin dönem bordrolarının bulunup bulunmadığı belirlenerek 1971 yılı 3.döneminde çok sayıda çalışanın bildirilmesine rağmen 1971/4.dönem ve 1972 yılı /1,2,3. dönemde neden tek çalışanın bildirildiği üzerinde durularak ,bordro çalışanlarının bulunması halinde dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar arasından ihtilaflı dönemin tamamında adı geçen ve özellikle 1971-1973 dönemde de bildirimi bulunan re’sen tesbit edilecek tanıkların bilgilerine başvurmak, Bordro tanıklarının ,bulunamaması adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra çıkacak sonuca göre yaşlılık aylığı şartları da tartışılmak suretiyle bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.