Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/12032 E. 2010/6776 K. 14.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12032
KARAR NO : 2010/6776
KARAR TARİHİ : 14.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar ile davalılardan … İnş. San. Tic. Ltd. Şti vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalılardan … İnş. … San. Tic. Ltd. Şti. ile Davacı Sevgi Buştuğ’un tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacılar … ile … mirasçılarının temyizine gelince Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacılardan …’un isteminin kabulüne,diğer davacıların istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bir çok Yargıtay kararında vurgulandığı üzere, alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akde “ibra” denir. İbranamenin kural olarak işçiye veya hak sahiplerine yapılmış olan ödeme ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için işçiye veya hak sahiplerine yapılan ödemenin niteliği ve miktarı açık olarak ibranamede gösterilmelidir. Somut olayda 3.4.2003 tarihli belge davalı şirket tarafından dava dışı …’a davacılar Bayram ve …’a ilerde ödenecek destekten yoksun kalma ve manevi tazminata mahsuben 5.000,00 TL ödendiği, …’un da bu parayı kanuni mirasçılara intikal ettireceği yazılmış ise de dosya içindeki 03.04.2003 tarihli belge hak sahibi anne … ve baba … tarafından imzalanmadığından bu belgenin bu kişileri bağladığından söz edilemez. Davalı şirketin bu paranın davacılara ödenmemesi nedeniyle dava dışı …’a rücu hakkının bulunduğuda tartışmasızdır.
Öte yandan manevi tazminat isteme hakkı, kural olarak zarar görene ait bir haktır. Ancak zarar gören ölmeden önce dava açmış veya dava açma iradesini izhar etmiş ise, manevi tazminat isteme hakkı mirasçılarına intikal eder. Mirasçılar açılmış davaya devam edebilirler veya dava henüz ikame edilmemiş ise bizzat dava açabilirler. HGK’nun 3.4.1963 tarihli, 4-8 Esas, 42 Karar sayılı kararıda bu yöndedir.
Baba … İstanbul 5. Iş Mahkemesinin 2007/ 646 Esas nolu dosyasında görülen maddi tazminat davasında verdiği 15.6.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, davalı temyizi üzerine Dairemizce ıslah dilekçesi için başvuru harcı yatırılmadığından bu dilekçe ek dava dilekçesi olarak kabul edilmediğinden karar bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilerek dava açma hakkı saklı tutularak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Bu durumda artık davacı …’un ölümünden sonra mirasçılarının dava açarak zarar verenden manevi tazminat isteme haklarının bulunduğunun kabulü gerekir.
Davacı anne … ile … mirasçıları yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı … ve … mirasçılarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan … İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’ne yükletilmesine, 14.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.