Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/12983 E. 2010/6971 K. 15.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12983
KARAR NO : 2010/6971
KARAR TARİHİ : 15.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki delillerle, karardaki gerektirici nedenlere göre davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık, iş kazası sonucu sürekli işgöremezliğe uğrayan davacının sonucu nedeniyle 12.000,00 TL manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının iş kazası sonucu 25 gün iş ve gücüne engel olacak şekilde yaralanmış olduğunun sağlık kurulu raporları ile belirlendiği olayda davacının kusursuz olduğu, davalının ve üçüncü şahısların % 100 oranında kusurlu olduğu, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, davacının yaşı, sürekli işgöremezlik oranı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)

Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 6.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 12.000,00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine ,
“1 -Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 6.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19.6.2001 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine,
2-Alınması gereken 324,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 162,00 TL harcın düşümüyle kalan 162,00 TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 720,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 720,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınıp davalılara eşit olarak ödenmesine,
5-Davacı tarafından peşin olan yatırılan 162,00 TL nispi harç, 12,20 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 174,20 TL harç giderinin davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
Davacı tarafından yapılan toplam 548,30 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan takdiren 273,00 TL sının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalılara iadesine, 15.6.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.