YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12999
KARAR NO : 2009/13211
KARAR TARİHİ : 20.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1.6.1994 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında 4 yıl, 4 ay, 19 günlük sigortalılık süresinin bulunduğunu ayrıca 1979 yılında başlayan SSK sigortalılığının mevcut olduğundan 2829 sayılı Yasa uyarınca hizmet birleştirmesi, nedeniyle 3 yıl, 4 ay … hizmet süresinin işleme alınması gerektiğinin tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1.Dosyadaki yazılara,toplanan delillere,hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı, 08.04.2008 tarihli dilekçesi ile tarımsal faaliyeti ve ürün teslimindeki prim kesintileri nedeni ile 01.06.1994 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında 4 yıl 4 ay 19 gün sigortalılık süresinin bulunduğunu, ayrıca 1979 yılından başlayan SSK sigortalılığının mevcut olduğu 2829 sayılı Yasa uyarınca hizmet birleştirmesi nedeni ile 3yıl 4ay (40 ay)lık Bağ Kur hizmet süresinin işleme alınması gerektiğinin tesbiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 1.6.1994 tarihinden itibaren 40 aylık (3yıl 4ay) 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık süresinin dikkate alınması gerektiğinin tespitine aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 1.10.1979-31.7.2007 tarihleri arasında kesintili şekilde 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu, 1.8.2007-31.12.2007 tarihleri arasında isteğe bağlı olmak üzere toplam 2.078 gün sigortalı olduğu, 6.11.2003 tarihinden beri ziraat odasına kayıtlı olduğu, Ağustos 1994-2008 tarihleri arasında her yıl prim kesintisi bulunduğu, 7.9.2005 tarihli bildirge üzerine davalı Kurumca 1.6.1994 tarihi itibariyle 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde davacının 1.6.1994-30.11.1994, 1.6.2002-29.7.2002, 1.6.2003-23.5.2005, 1.7.2005-1.7.2007 tarihleri arasında sigortalı olarak kabul edildiği bildirildiği, Kurumun mahkemeye yazdığı 3.2.2009 tarihli yazısında davacının 4 yıl 7 ay 19 gün, sigortalı olduğunu bildirmesine rağmen yazı ekindeki belgede davacının 1.2.2001-4.7.2003, 5.8.2003-23.6.2005, 8.7.2005-1.4.2006 tarihleri arasında 4 yıl 14 gün sigortalılığının bulunduğunun bildirildiği Kurum bildirimlerinin birbiriyle çeliştiği anlaşılmaktadır.
Sözü edilen sosyal sigortalılık, kişinin Anayasa’da ifadesini bulan temel sosyal haklardan olan sosyal güvenlik hakkına ilişkindir. Nitekim, Anayasa’nın 12. maddesine göre, herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Anayasa’nın 60. maddesinde ise, “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
2926 sayılı Yasa’nın 2. maddesinde bu ilke aynen benimsenerek 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların bu Kanuna göre sigortalı sayılacakları 5. maddesinde ise bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği, kaçınılamayacağı belirtilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp, aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez.
Somut olayda davacının tescil edildiği 1.6.1994 tarihinden itibaren davalı Kurumca sigortalı olarak kabul edildiği dönemde 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık şartlarını taşıdığı açık olduğundan mahkemece somut olaya uygulanma imkanı bulunmayan HUMK’nun 74. maddesi ile ilgili olan Dairemizin 10.7.2007 tarihli kararı ve hizmet birleştirmesinde sigortalının birleştirilecek hizmet süresinden dilediği kadarını birleştirme talep hakkı bulunmadığı halde bulunduğu gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.
Ne var ki; 30.04.2008 tarihinde bu yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın geçici 17. maddesinde ;”Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” Anılan Tebliğ 14.01.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Yapılacak iş; öncelikle davalı Kurum yazıları arasındaki çelişkiyi gidererek davacının davalı Kurumca hangi tarihler arasında sigortalı olarak kabul edildiğini ortaya koymak kabul edildiği süre 5 yıldan fazla ise prim kesintilerinin ne kadar sigortalılık süresinin primini karşıladığını tespit edip davacının 5 yıl veya daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunu bulunmadığını belirlemek, davacının sigortalılık süresi 5 yıldan az ise veya 5 yıldan fazla olmasına rağmen 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu yok ise davanın reddine karar vermek, sigortalılık süresi ve prim borcu 5 yıl ve daha fazla ise davacının 1.6.1994 tarihinden itibaren 40 aya isabet eden sigortalılık süresini yıl,ay ve gün olarak belirleyerek sigortalılığını bu tarih itibariyle durdurmaktadır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.