YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13194
KARAR NO : 2010/10665
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerinde 10.5.2005- 11.4.2006 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalılara ait işyerinde işçi olarak 10.05.2005-11.04.2006 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tespitini istemiştir.
İstek, tanık beyanına dayanılarak yazılı şekilde hüküm altına alınmış ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının dava konusu yaptığı, 10.05.2005-14.02.2006 tarihleri arasında davalı taşeron …’a ait işyerinde, 15.02.2006-11.04.2006 tarihleri arasında davalı …’a ait işyerinde çalıştığının tespitini istediği 61192 sicilli davalı …’a ait özel bina inşaatı işyerinin 01.12.2005 -30.04.2006 tarihleri arasında kanun kapsamında bulunduğu,gelen dönem bordrolarında davacı adının bulunmadığı, diğer davalı …’ın kayıtlı veya kayıtsız işyeri olup olmadığı varsa nerelerde olduğu, davalı … ile aralarında ne tür bir ilişkinin olduğu, mecburi dava arkadaşlıklarının bulunup bulunmadığı konusunda mahkemece araştırma yapılmadığı, davacının şahsi dosyasının getirtilmediği, dava konusu dönemde bordro tanığı olarak çalışan tanık … ’er davalı yanında 10-15 gün çalıştığını beyan ettiği, diğer tanıklarında tüm dava konusu dönemde çalışan bordro tanıkları olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi ile halen 5510 Sayılı Yasanın 86. maddesi olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, eksiksiz bir şekilde belirlemeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmadır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları yada komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise, açıklanan şekilde bir incelemenin yapılmadığı ortada olup , sadece kayıtlı olmayan tanık beyanları ile hüküm kurulmuştur.
Yapılacak iş; yukarıda açıklanan şekilde davanın niteliğine uygun olarak inceleme yapılmakla birlikte, öncelikle işyeri ve işverenlere ait çalışma dönemini kapsayan davacı ile ilgili tüm kayıt ve belgeleri varsa ücret bordroları birlikte istenmeli, davacıya ait Sosyal Sigortalar Kurumunda bulunması gerekli şahsi sicil dosyası ile işyerinin Kurumda bulunan işyeri sicil dosyası ve çalışma dönemini kapsayacak şekilde işyerinden Sosyal Güvenlik Kurumun bildirilen dönem bordrolarının tümü de dosyaya getirtildikten sonra yukarıda belirtildiği üzere işyerinde kayıtlı bordro tanıkları, bunların tesbit edilememesi halinde ise komşu ve yakın işyerlerinde aynı dönemlerde çalışan kayıtlı tanıklar dinlenmelidir. Davanın niteliği dikkate alınarak gerektiğinde resen yapılacak araştırma ve inceleme ile çalışmanın niteliği ve süresi saptanmalı, gerektiğinde iş ve sosyal güvenlik hukuku konusunda uzman bir bilirkişiden varsa çalışma dönemleri ve bildirimsiz sürelere ait çalışma ücreti ve dönemlerini gösterir, yöntemince raporda alınarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece söz konusu fiili ve hukuki gerçekler ve özellikle 5510 sayılı Yasanın 86. maddesi dikkate alınmadan, yetersiz tanık beyanlarına dayanılarak eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden işverenlere iadesine, 01.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.