Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/1322 E. 2009/11165 K. 14.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1322
KARAR NO : 2009/11165
KARAR TARİHİ : 14.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan … ve Ankara İnş. Tic. Ltd. Şti. Vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

l- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı … ile davalı … İnş.Tic.ve San.Ltd.Şirketinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Uyuşmazlık iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalılara ödetilmesine ilişkindir. Mahkemece davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle kararda yazılı manevi tazminatın davalılar Ankara inşaat ltd. şt. ile davalı … den müteselsilen tahsiline,… alehine açılan davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı … hakkında kurulan hüküm doğru değildir.
Somut olayda çözümlenmesi gerekli sorun davalı … ile diğer davalı …. Şirketi arasındaki hukuki ilişkinin işveren-aracı veya üst-alt işveren biçiminde olup olmadığıdır. Aracıdan söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından ötürü sorumlu tutabilmek için, maddenin tanımından ortaya çıkan bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. Aracı kavramı her şeyden önce, bir asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işvene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmeyi ve nihayet asıl işverene ait işyerinde veya işyerinin bir bölümünde iş alanının kendi adına sigortalı çalıştırmayı gerektirir. Asıl işverenle, aracı arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin önemi yoktur. Önemli olan yön, asıl işverene ait işin aracı tarafından yapımının sağlanmasıdır.
Aracının asıl işverenden bir bölüm iş alması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırması, aracı kavramının belirleyici özelliğini oluşturmaktadır. Aracı her şeyden önce bir “”asıl işveren””in varlığını zorunlu kılmaktadır. Maddede belirtilen koşullardan birisinin dahi yokluğu durumunda aracıdan söz edilemez.
Asıl işveren; SSK. m. 4/1 gereğince, bu Yasanın 2. maddesinde belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek ya da tüzel kişi olup, işveren niteliği sigortalı çalıştırmanın doğal sonucudur. Yasanın tanımından hareketle, asıl işveren alt işveren ilişkisi için, işyerinde “”iş sahibi””nin de işçi çalıştırıyor olması koşulu aranır. Sigortalı çalıştırmayan iş sahibi “”işveren”” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlarda aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.
İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte ise, işi alan kimse aracı değil, bağımsız işverendir. İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, Sosyal Sigortalar Yasası anlamında bir alt işverenlik, dolayısıyla dayanışmalı sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Benzer şekilde, işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek, ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi ( ihale makamı ) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. Burada önemli olan yön, “”devir”” olgusunun somut olayda gerçekleşmesidir. Bu kapsamda, devirden amaçlanan, yapılmakta olan işin, bölüm ve eklentilerinden tamamen bağımsız bir sonuç elde etmeye yönelik, işi alana bağımsız bir işveren kimliği kazandıracak bir işin devridir. Ekonomik olarak birbirleriyle bağlantılı bulunsalar da, bu işyerleri bağımsız sonuç elde etmeye yöneliktirler. İşin devri söz konusu değilse, bu kişiler işveren vekili olarak kabul edilebilecek, bu durumda Yasanın öngördüğü ödevlerden, işi bölüp dağıtan iş sahibi, işveren niteliği İle sorumlu olacaktır.
Yasa, alt işverenlik için, bir işte, bir işin bölüm yada eklentilerinde işverenden iş almayı aramaktadır. 87. madde anlamında aracıdan söz edebilmek için, aracının aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Bir diğer anlatımla, bir işverene ait işyerindeki üretim sürecine, başka bir işverenin dahil olması durumunda “”aracıdan””söz edilebilecektir. Bu anlamda bir bağlantının varlığı için, işyerinde üretilen mal yada hizmetin niteliğine bakılması gerekir. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki üretimle ilgili olmayan, ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, 506 sayılı Yasa uygulaması yönünden aracıdan söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır.
Davaya konu somut olaya gelince; asıl işi karayolları yapım,bakım ve onarım işleri olan … bünyesinde yer alan Karayolları 15. Bölge müdürlüğünün anılan sözleşme ile ve sözleşmede tanımlandığı şekilde bakım onarım işlerini diğer işverenlere devretmesi durumunda … Yönünden sorumluluğu ortadan kaldırmayacaktır. Davalı … kendi faaliyet alanında bulunan işin bir kısmını asıl işveren sıfatı ile ve kendi araç gereç ve ekipmanını kullandırmak sureti ile diğer davalıya yaptırmaktadır.İlişkinin bu niteliği davalı …’nün asıl işveren sıfatını ve giderek sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
HGK nun05.05.2004 tarih 2004/10-233E-262K sayılı ilamı da bu yönlere işaret etmektedir.
Açıklanan nedenlerle Davalı … alehine açılan davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, HUMK nun 438/7 maddesi gereği düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümden silinmesine, yerine:
“1-Davanın kabulü ile davacı eş … için 10.000,00 TLmanevi tazminat, davacı çocuklar …, …,…, …,…,…, … için ayrı ayrı 8.000,00 er TL manevi tazminatın (toplam 66.000,00TL) 02.06.2006 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
2-Alınması gereken 3564,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 891,00 TL nin mahsubu ile bakiye 2.673,00 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı eş … için 1.200,00 TL ,diğer davacıların her biri için ayrı ayrı 960,00 TL avukatlık ücretinin (toplam 6720,00 TL) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
4-Davacıların peşin olarak yatırdığı 891,00 TL nispi, 12.20 TL başvuru olmak üzere toplam 903,20 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
5-Davacılar tarafından yapılan toplam 1269,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına kararın DÜZELTİLMİŞ ŞEKLİ İLE ONAMASINA, temyiz edenlerce 120.00 TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğu anlaşılmakla , aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 14.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.