YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14037
KARAR NO : 2010/10410
KARAR TARİHİ : 25.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1986 yılından itibaren geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı 1986 yılında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilemeyen eksik hizmetlerinin tespitini istemiştir
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 1986 yılında Kuruma bildirilmeyen 180 günlük çalışmanın tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
H.U.M.K’nun 237 maddesi uyarınca mahkemeler aynı konuda aynı dava sebebine dayanarak aynı taraflar hakkında verilmiş olan bir kesin hükümle bağlı olup aynı davayı bir daha inceleyemezler. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece resen nazara alınarak ikinci kez açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerekir.
Somut olayda davacı aynı mahkemenin1998/298 Esas, 2000/50 Karar sayılı dosyasıyla açtığı davada, davalı … Belediyesinde 1986-1991 tarihleri arasında geçen çalışmalarından Kuruma bildirilmeyen sürelerin tespitini istemiş, yapılan yargılama sonucunda mahkemece davacının 1.2.1988-30.12.1991 tarihleri arasında Bismil Belediyesinde işçi olarak çalıştığının tesbitine ilişkin karar yüze gerekçeli tefhim edilmiş ve bu karar Dairemizin 2000/3926 Esas, 2000/4057 Karar sayılı 22.5.2000 günlü ilamı ile talebin kısmen kabul edildiği belirtilerek düzeltilerek onanmıştır. Dairemiz düzeltme kararında; davacının istenilen dönemde davalı işyerinde sürekli çalışmadığı ve birden fazla giriş ve çıkışları bulunduğundan mahkeme hükmünün birinci bendinde yer alan “1.2.1988-30.12.1991” tarihlerini silinerek yerine “1.2.1988-26.3.1989 ve 21.11.1990-30.12.1991” tarihlerinin yazılmasına karar vermek suretiyle düzeltilmiş ve bu şekilde verilen karar kesinleşmiştir.
Bu durumda dava konusu edilen 1986 yılındaki ihtilaflı dönem açısından her iki davanın konusu, sebebi ve taraflarının aynı olması sebebiyle HUMK’nun 237. maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olmuştur.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 25.10.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
HUMK.’nun 388 ve 389 maddeleri gereğince mahkemece hüküm fıkrasında istek sonuçlarından her biri hakkında şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde bir karar verilir.
Mahkemenin asıl veya yardımcı taleplerden biri hakkında olumlu veya olumsuz hiçbir karar vermemiş olması halinde bu halde hakkında karar verilmemiş olan talep zımmen reddedilmiş sayılmaz. Çünkü bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir mahkeme kararı yoktur.
Davacı lehine verilmiş olan kararın bir an önce kesinleşmesini sağlamak için, taleplerden biri hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle temyiz yoluna başvurmamış ise bununla hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olan talep zımmen reddedilmiş sayılmaz. Yani davacı o davada olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olan talep için yeni bir dava açabilir.
Bu yeni davada, dava konusu talebin daha önceki davada zımmen reddedildiğinden bahisle kesin hüküm itirazı yapılamaz. Çünkü hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olan hususlarda kesin hüküm söz konusu olmaz. Kesin hüküm nedeniyle yeniden dava konusu edilemeyecek olan, hüküm fıkrasında karara bağlanan husustur. Hüküm olmayan yerde kesinlikte olamaz. Olumlu veya olumsuz olarak karara bağlanmamış olan bir iddia her zaman yeni dava konusu yapılabilir. HGK 4.5.1968 T., 5/454-296, HGK. 26.5.1993 T., 2/107-205, HGK. 6.7.1994 T., 2/312-492, HGK. 16.12.1967 T., 139/618, HGK. 3.2.1954 T., 3/3-3, HGK. 17.11.1973 T., 9/762-901,
Davacının 1986-1991 tarihleri arasında davalı Belediyeye ait işyerinde sigortalı olarak çalıştığının tespiti istemi ile açtığı Bismil İş Mahkemesinin 1998/298 Esas nolu dosyasında görülen davada mahkemece 25.2.2000 tarihli karar ile “davacının 1.2.1988-30.12.1991 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin tamamının ve davacı yararına hükmedilen avukatlık ücretinin davalı Belediyeden alınmasına” karar verilmiş, verilen bu karar davacı tarafından temyiz edilmemiş, davalı Kurum tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce davacının 26.3.1989-20.11.1990 tarihleri arasında işyerinde çalışmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının hüküm fıkrasındaki “1.2.1988-30.12.1991” tarihleri “1.2.1988-26.3.1989 ve 21.11.1990-30.12.1991” şeklinde düzeltilmek suretiyle mahkeme kararı onanmıştır.
Davacı açtığı bu dava ile önceki davada hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen 1986 yılındaki çalışmasının tespitini talep etmiş, mahkemece ilk davada talep edilen 1986 yılındaki çalışmanın tespiti ile ilgili o davada olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğinden o davada verilen kararın kesin hüküm oluşturmayacağı gerekçesiyle davacının 1986 yılındaki 180 günlük çalışmasının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının imzasının bulunmadığı 1.2.1988 tarihinde işe başladığına ilişkin 26.2.1988 tarihli işe giriş bildirgesi ile davalı işverence 1987 yılında 360 gün, 1988 yılında 330 gün, 1989 yılında 180 gün, 1990 yılında 360 gün, 1991 yılında 360 gün çalışmasının bildirildiği, davalı … tarafından düzenlenen 1986 yılı Temmuz ayı bordrosunda 15 gün, Eylül ayı bordrosunda 30 gün, Kasım ayı bordrosunda 30 gün çalışmasının gösterildiği ve Eylül ve Kasım ayı bordrolarında davacının ücretinden sigorta primi kesildiği, mahkemece dinlenen bordro tanıkları davacının 1986 yılında işe başlayıp kesintisiz olarak çalıştığını beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
İşe giriş bildirgesinin işe giriş tarihinden sonra verilmiş olması halinde çalışmasının kesintisiz olarak devam ettiği ispatlanmış ise verilen bu işe giriş bildirgesi bildirge tarihinden önceki dönem yönünden de hak düşürücü süreyi keseceğinden davacının 1986 yılındaki çalışması hak düşürücü süreye uğramaz. (HGK’nun 23.6.2004 T., 2004/21-369 E., 2004/371 K.)
Kaldı ki davacının Eylül ve Kasım ayı ücretlerinden de sigorta primi kesilmiş olup ve primi SGK’na yatırmayan işverenin ihmalinden davacı sorumlu tutulamaz .
İlk davada davacının 1986 yılı çalışmasının tespitine ilişkin olarak o davada mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğinden hüküm fıkrasında fazla talep reddedilmediğinden ve kısmen ret nedeniyle davalılar yararına avukatlık ücreti verilmediğinden yargılama giderleri paylaştırılmayıp tamamı davalı Belediyeden tahsil edildiğinden 1986 yılındaki çalışmanın tespiti talebi ile ilgili kesin hüküm oluşmamıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçe ile mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun ilk davada 1986 yılındaki çalışmanın tespiti talebi ile ilgili kesin hüküm oluştuğu gerekçesine dayalı Bozma kararına katılmıyorum.