Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/14282 E. 2010/10323 K. 21.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14282
KARAR NO : 2010/10323
KARAR TARİHİ : 21.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ödeme emrinin iptali ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm,davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının 1997/10-1998/12. aylarına ilişkin prim borçlarının zaman aşımına uğraması nedeniyle, ödeme emrinin iptali ile Kuruma borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, bu sonuç usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı Kurumca, davacı adına kayıtlı işyerinin 1997 yılı 3. ve 4. dönem ile 1998 yılına ilişkin prim borçlarının tahsili için 29.09.2005 tarihinde 2005/5479 sayılı ödeme emri düzenlendiği, ödeme emri tebligatının davacı borçlu adresinde bulunamadığından 06.10.2005 tarihinde iade edildiği,23.03.2009 tarihinde 1997/6-1998/12. aylara ilişkin 326.02 TL asıl ve 2.909.65 TL gecikme zammından oluşan prim borçlarının tahsili için 2005/5449 takip sayılı ödeme emri düzenlendiği, 08.04.2009 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın 13.04.2009 tarihinde süresinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; Kanun değişikliğinden önce tahakkuk eden prim ve faiz alacakları yönünden uygulanması gereken zamanaşımının, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı mı, yoksa 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi mi olacağı noktasına toplanmaktadır.
Prim ve gecikme zammı yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunun alacak hakkı, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi iken, 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan ve 8.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren; “Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun hükümleri uygulanır…” hükmü uyarınca Kurum alacakları yönünden 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102 vd. maddeleri geçerli olmuştur.
Ne var ki, 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde değişiklik yapan 5198 sayılı Kanun uyarınca, 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinin, Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde uygulanmayacağı hükme bağlamış bulunmaktadır. Bu düzenleme karşısında Kurumun sigorta priminden doğan alacakları 3917 sayılı Kanun değişikliğinden önce olduğu gibi Borçlar Kanununda belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresine bağlı olacaktır.
Kanunlarda aksine bir düzenleme yer almaması halinde zamanaşımı başlangıcı yönünden “zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihte başlayacağı…” na ilişkin Borçlar Kanununun 128. maddesi hükmü dikkate alınmalıdır.
Muacceliyet anının belirlenmesi, zamanaşımının başlangıcının ve buna bağlı olarak, somut uyuşmazlıkta uygulanacak yasa hükmünün saptanmasında önem taşımaktadır.
Muacceliyet, bir borç ilişkisinde alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak, edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle söz konusu anda borç ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla gerçekleşir. Borcun ifası için öngörülen vade kanundan, işin özelliklerinden yada dürüstlük kuralından çıkarılamıyorsa, bu durumda, BK m. 74 hükmü gereğince, borcun “hemen ifa ve derhal icrası talep edilebilir” hükmü uygulama bulacaktır.
506 sayılı Kanunun 80. maddesi, prim borcunun en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödeneceğini, 6183 sayılı Kanunun 102. maddesi, “amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı” hükme bağlanmıştır.
506 sayılı Kanunun 80.maddesi ile prim borcunun vadesinin belirlenmiş olması karşısında, kurum alacağının anılan tarihte muacceliyet kesbedeceğİ belirgindir.
5198 sayılı Kanunun 11. maddesi ile anılan Yasanın 80. maddesine getirilen düzenlemenin, yürürlük tarihi olan 6.7.2004 tarihinden sonra muaccel olan alacaklara uygulanması gerekmektedir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.09.2006 gün ve 2006/21-546-565 sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Somut olayda, davacıya ait iş yerinin 1997/6-1998/12. aylarına ait prim borçlarının tahsili için ödeme emri çıkarıldığı, 5198 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 06.07.2004 tarihinden önceki döneme ait Kurum alacakları için 6183 sayılı Kanunun 102.maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekeceği ortada iken, davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.