YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14710
KARAR NO : 2010/11295
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 18.11.2000- 20.8.2003 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre davalı SGK vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 18.11.2000-20.08.2003 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 18.11.2000 tarihinde 1026521 nolu …-AŞTİ no.80 Ankara- unvanlı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin 17.11.2000 tarihinde Kuruma verildiği,davalı işyerinin 01.08.1996 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı ve 31.07.2000 tarihinden sonra işçilik bildirilmediği, AŞTİ Otobüsçüler Derneği tarafından verilen resimli personel tanıtım kartının bulunduğu,bu kartta Diyarbakır Sur Seyahat isimli 31 numaralı yazıhanenin göründüğü anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacı adına davalı işveren tarafından işe giriş bildirgesi verildiği ve davacıya dernek tarafından verilen kimlik kartı bulunduğu sabittir.Yaptırılan komşu işyeri araştırmasında davalının Yeni Diyarbakır firmasından ayrılarak Mahsenli Köyü Kırşehir iline gittiği, ancak davacıyı tanıyan olmadığı tesbit edilmiştir. Mahkemece tek başına işe giriş bildirgesinin verilmiş olması çalışma olgusunu ispata yeterli olmadığından ve başkaca delil bulunamadığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş ise de kayıtlar getirtilip, aynı dönemde komşu işyerlerinde çalıştığı kayıtlardan tesbit edilen kişiler dinlenmeden, komşu işyeri araştırmasında davacıyı tanıyan olmadığı gerekçesiyle eksik inceleme ve araştırma ile istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, araştırmayı genişletmek suretiyle davacı ile aynı dönemlerde çalışmış komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını ve özellikle işe giriş bildirgesinde ve tanıtım kartında ismi ve yazıhane numarası geçen Yeni Diyarbakır ve Diyarbakır Sur Seyahat isimli firmalarda ve AŞTİ 31 ve 80 numaralı yazıhanelerde faaliyet gösteren firmalarda davacı ile aynı dönemde çalışan kişileri tesbit edip beyanlarına başvurmak, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tesbit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.