YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14789
KARAR NO : 2010/11052
KARAR TARİHİ : 08.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işverenler nezdinde 1994-2004 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile emekliliğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı , davalıya ait işyerinde geçen çalışmalarının eksik bildirildiğini, 4857660 ve 9950006 SSK numaralarının kendisine ait olduğunu ve bu numaralar ile bildirilen hizmetler eklendiğinde yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihin tespiti ile birikmiş aylıkların faiziyle davalı Kurumdan tahsilini, fazla tahsil edilen primlerin ödenmesini istemiş, yargılama devam ederken verdiği 7.4.2009 tarihli dilekçesi ile de davasının hizmet tespiti davası olmadığını bu SSK numaralarındaki hizmetlerin kendisine ait olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması istemi olduğunu belirtmiştir
Mahkemece davacının 13.1.2004-30.4.2004 tarihleri arasındaki çalışmaları Kuruma bildirildiğinden bu döneme yönelik isteminin hukuki yarar bulunmadığından, diğer sürelere yönelik istemin ise kanıtlanmadığından reddine, yaşlılık aylığı yönünden ise esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir
Dava dilekçesinin tetkikinden davacının davalı işverene ait işyerinde geçen davalı Kuruma eksik bildirilen sürelerin tespitini ayrıca 4857660 SSK sicil numaralarındaki hizmetlerin kendisine aidiyetinin tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden Kurumca yapılan inceleme sonucunda Komisyonun 1.2.2006 tarihli kararında 4857660 SSK sicil nolu dosyadaki 20.3.1968 tarihli işe giriş bildirgesi ile 1953 doğumlu Mülkünaz adlı kişinin işe girişinin bildirildiği nüfus kaydına göre davacının adının Mulkinaz, doğum tarihinin 25.3.1960 olması nedeniyle bu çalışmanın davacıya ait olmadığı sonucuna ulaşıldığı, mahkemece her iki SSK numarasının davacıya ait olup olmadığı yönünde bir araştırma yapılmadan sadece davacının davalı işyerinde hizmet tespiti istemi konusunda karar verildiği, 4857660 numaralı dosyadaki diğer bir 1.3.1991 tarihli giriş bildirgesinde ise davacının bilgilerinin nüfus kaydına uygun doldurulmuş olduğu, 19950006 SSK numaralı dosyadaki işe giriş bildirgelerinin de nüfus kaydına uygun olduğu, davacının Kurumdan tahsisi talebinde bulunduğuna dair bir dilekçesinin dosyada bulunmadığı anlaşılmaktadır
Yapılacak iş, 4857660 SSK sicil numarasındaki hizmetlerle işe giriş bildirgesindeki bilgilerin davacıya ait olup olmadığının belirlenmesi için, işe giriş bildirgelerinin aslının getirtilerek imza veya parmak izi incelemesi yaptırmak, uyuşmazlık konusu giriş bildirgesine ait işyerinin dönem bordroları getirtilerek bordrolarda çalışması yer alan tanıkların beyanlarına başvurulması, işe giriş bildirgesindeki bilgilere sahip kayıtlı başka kimse bulunup bulunmadığının Nüfus Müdürlüğünden sorularak belirlenmesi, bu isimde kişi veya kişiler varsa dava bu kişi veya kişilerin de hak alanını ilgilendirdiğinden bu kişi veya kişileri yöntemince davaya dahil etmesi için davacıya önel verilmesi, bordro tanıklarının bulunmaması veya beyanlarının yeterli olmadığı durumda ise bu tür hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınıp araştırmanın genişletilerek zabıta araştırması ile belirlenecek çalışmanın geçtiği yerdeki komşu işyeri tanıklarının beyanlarına başvurulması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek davacının hizmetleri belirlendikten sonra davacının Kurumdan tahsis talebinde bulunmadığının anlaşılması durumunda dava dilekçesi tahsis talep dilekçesi olarak değerlendirerek yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığı konusunda karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 8.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.