YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14995
KARAR NO : 2009/14380
KARAR TARİHİ : 09.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,davalı işveren nezdinde 9.9.1999 tarihine kadar üç yıl çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı işyerinden 09.09.1999 tarihinde işten çıkarıldığını ileri sürerek bu tarihe kadar 3 yıl süre ile davalı yanında çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece ; davacının davalı işyerinde geçen çalışmalarının 01.05.1998-05.08.1999 tarihleri arasında olduğu ve bu sürelerin kuruma bildirildiği önceki süreler yönünden de hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Gerçekten davalı işyErinden davacı adına 01.05.1998 tarihli bildirge ve bordoya göre yapılmış bir bildirim bulunmakta olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2008 gün ve 2008-21-163E.2008/207 sayılı kararında da belirtildiği üzere işyerinde kesintisiz olarak geçen çalışma iddiasında kesintisiz çalışma ispat edildiği takdirde işe giriş bildirgesinin sonradan verilmiş olması işe giriş bildirgesinin verilmesinden önceki dönem yönünden de hak düşürücü süreyi keseceği yolundaki kararı gereğince davadaki talep yönünden davanın 20.10.2005 tarihinde açıldığıda gözetildiğinde hak düşürücü sürenin dolmadığı bu nedenle verilen red kararının yerinde olmadığı ve bildirilmeyen çalışma süresi yönünden de eksik inceleme ile sonuca gidildiği ortadadır.
Öte yandan, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki, bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kurumca bildirilen komşu işyerleri çalışanları (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün, 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/479-578 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında belirtildiği üzere) gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Yapılacak iş, bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiği gözönünde tutularak işverenin SSK işyeri dosyasını istemek, işverence Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen dört aylık sigorta primleri bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, tespiti istenilen bazı sürelerle ilgili dönem bordroları yok ise, bu sürelerde, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet muhtarlık veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin, başka bir anlatımla …’da, Sosyal Sigortalar Kurumunda veya diğer sosyal güvenlik kuruluşlarında kayıtlı komşu işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurmak, mahkemenin gerektiğinde doğrudan soruşturmayı genişleterek ve olabildiğince delilleri toplayıp bunları birlikte değerlendirmek suretiyle sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaclayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 09.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.