YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15113
KARAR NO : 2010/3821
KARAR TARİHİ : 06.04.2010
Davacı … vekili Avukat … ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat … aralarındaki tespit davası hakkında Burdur 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 01.05.2007 gün ve 18-269 sayılı kararın Onanmasına ilişkin Dairemizin 11.12.007 gün ve 15521-23002 sayılı ilamına karşı maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R
Yerel Mahkeme 28.10.2009 günlü yazısıyla Dairemizin 11.12.2007 gün 15521–23002 sayılı kararında davada taraf olmayan Trakya Üniversitesi’ne harç yükletildiği gibi tahsili gereken temyiz harcının da kararda yazılı bulunmadığından bahisle maddi hatanın giderilmesini istemiştir.
İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile, hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve … tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan … ve saygınlığı sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.
Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dava nitelikçe, davacı …’ın 01.05.1995-27.01.1999 tarihleri arasında 2926 sayılı yasaya tabi sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkin olup dava … genel Müdürlüğü’ne yöneltilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamam sonunda davacının 01.01.1999-27.01.1999 tarihleri arasında kalan sürede Tarım … sigortalı olduğunun tespitine fazlaya ilişkin istemin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ve bu karar davalı … genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz incelemesi sırasında yerel mahkeme kararının onanmasına karar verildiği ne var ki bilgisayar ortamında kararın yazımı sırasında sehven temyize konu edilen ve incelenen davada taraf olamayan Trakya üniversitesi’ne temyiz harcı yükletilmesine karar verildiğinin kararda yazıldığı anlaşılmaktadır. Davada taraf olmayan ve temyizi bulunmayan gerçek ya da tüzel kişiler aleyhine hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı ortadadır. Hal böyle olunca da Dairemiz ilamının Trakya Üniversitesi’ne harç yükleyen bölümünün maddi yanılgıya dayalı olduğu ve düzeltilmesinin gerektiği açık ve seçiktir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davada taraf olmayan tüzel kişiliğe harç yükleyen ve maddi hataya dayalı olduğu anlaşılan Dairemizin 11.12.2007 gün ve 2007/15521 Esas ve 2007/23002 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına,
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,06.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.