Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/15418 E. 2010/11639 K. 25.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15418
KARAR NO : 2010/11639
KARAR TARİHİ : 25.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ölüm aylığının kesilmesine ve yersiz ödeme nedeniyle borç çıkarılmasına ilişkin Kurum işleminin iptaliyle Kurumun istirdat isteminin reddine, maaş ve gelirden yapılan kesintilerin kesinti tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Dava, davacının 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı iken iş kazası sonucu ölen oğlu Murat Altın’dan dolayı bağlanan ölüm aylığının kesilerek yapılan ödemelerin ölüm gelirinden kesilmesi ve yersiz ödeme nedeniyle borç çıkarılmasına ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile ölüm aylığından yapılan kesintilerin kesinti tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı Kurumdan istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece,istemin kısmen kabulü ile Kurum işlemi yerinde olduğundan buna ilişkin istemin reddine, ancak davacı iyi niyetli olduğundan sebepsiz zenginleşme şartları gerçekleşmediğinden davalı Kurumca ödenen para geri istenmeyeceğinden buna ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Kurumun 27.11.2007 tarihli yazısı ile davacının iş kazası sonucu ölen oğlundan dolayı 04.02.2004 tarihinden itibaren ölüm geliri,30.11.2003 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığı,506 sayılı Yasanın 24. ve 69. maddeleri uyarınca ölen sigortalının ana ve babasının birden fazla dosyadan gelir almasının mümkün olmadığı, gerekçesiyle davalı Kurumca ölüm aylığının kesilerek davacının yersiz aldığı aylıkların borç kaydedildiği ve almakta olduğu ölüm geliri dosyasından kesinti yapılacağının bildirildiği, davacı murisinin 01.10.1996-30.11.2003 arası 1648 gün 506 sayılı Yasaya tabi hizmetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 92.maddesine göre, “Hem malullük hem de yaşlılık sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanan sigortalıya, bu aylıklardan yüksek olanı, aylıklar eşitse yalnız yaşlılık aylığı bağlanır.Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından aylık bağlanmadan önce iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan ve sermayeye çevrilen gelirler ile yaşlılık sigortasından yapılacak toptan ödemelerde bu fıkra hükmü uygulanmaz.Malullük sigortasından aylık bağlanmasına ve yaşlılık sigortasından toptan ödeme yapılmasına hak kazanan sigortalıya yalnız aylık verilir.”
Somut olayda, davacıya aylığın 506 sayılı Yasanın 92.maddesi gereğince bağlanması gerektiğinden Kurumun davacıya çıkardığı 10.005,28TL tutarındaki yersiz ödemeyi hesaplarken 506 sayılı Yasanın 92.maddesinin uygulanıp uygulanmadığı araştırılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davalı Kurumun davacıya çıkardığı 10.005,28TL tutarındaki yersiz ödemeyi 506 sayılı Yasanın 92.maddesini uygulayarak hesaplayıp hesaplamadığını araştırmak,anılan madde uygulanmadan bu fark çıkartılmış ise Kurumdan 92.madde uygulandığı taktirde davacının alacağı aylık miktarını sormak, aradaki farkı bilirkişiye hesaplattırmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.