YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1595
KARAR NO : 2010/1077
KARAR TARİHİ : 09.02.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,20.8.2003 tarihinden itibaren … sigortalısı olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava,davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının 20.8.2003 tarihinde sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının ortağı olduğu şirketin faaliyetinin bulunmadığı,davacının bu nedenle sigortalılığının sona erdiği gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 31.12.1997 tarihinde … Yapı Ltd.Şirketine ortak olduğu,şirketin 31.12.1997-6.8.2001 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu,6.1.1998 tarihinde İskenderun Tic.ve Sanayi Odasına kaydının yapıldığı ancak şirketçe aidatların ödenmemesi üzerine ilgili oda tarafından 3.1.2005 tarihinde kayden askıya alındığı,davacının 22.4.1998 tarihli bildirge üzerine 6.1.1998 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak tescil edilip davalı Kurumca dava tarihine kadar sigortalı olarak kabul edildiği,davacının 29.4.1998,2006 ve 2007 yıllarında prim ödemelerinin bulunduğu,şirketin gayrifaal olmakla birlikte halen Ticaret Sicilinde kayıtlı olduğu,davacının 20.8.2003 tarihinden dava tarihine kadar 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Yasa’nın 24.maddesinde Limited Şirket ortaklarının sigortalı sayılacağı,25.maddesinde ise şirketlerle ilgisi kalmayanların çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihte sigortalılıklarının son bulacağı,iflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki şirket ortaklarının şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği tarihte, iflasına karar verilmiş olan ve tasfiye halindeki şirket ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların da çalışmaya başladıkları tarihte sigortalılığının sona ereceği bildirilmiştir.
Somut olayda davacının şirket ortaklığı devam etmekte olup şirketle ilgisi kesilmediği gibi şirketin mahkemece iflasına ve tasfiyesine karar verilmemiş olup davacının ortağı olduğu şirketin halen Ticaret Sicilinde kaydı devam ettiğinden davacı 6.1.1998 tarihi ile dava tarihi olan 16.2.2007 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık şartlarını taşımaktadır.
…/….
…2…
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olup “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerde önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak, isteğe bağlı sigortalılıkta ise, 506 sayılı Yasa’nın 85. maddesi uyarınca malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edebilmek için, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalı olmamak koşulu arandığından isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakıştığı bu gibi uyuşmazlıklarda, anılan maddede yer alan “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları günden itibaren” isteğe bağlı sigortalılığın sona ereceği hükmü dikkate alınarak zorunlu sigortalılığa değer verilmek suretiyle “çakışan sigortalılık” sorunu çözüme kavuşturulmalıdır.
Bu durumda önceden başlayıp devam eden sigortalılık 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık olduğundan davacının 6.1.1998 tarihi ile dava tarihi olan 16.2.2007 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak kabul edilmeli ve çakışan 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı iptal edilmelidir.
Ancak 22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 13.maddesi ile değişik 1479 Sayılı Kanunun Ek 19.maddesinde; “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez…”
Aynı Kanunun 14 üncü maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen Geçici 26. maddesinde ise “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 31/3/2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar veya hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında Ek 19 uncu madde hükmü uygulanır” denmektedir. Anılan maddeler uyarınca, …’la sigortalılık ilişkisi sadece kayıtlar düzeyinde kalan, prim ödemesi bulunmayıp, sigorta kollarından yararlanmayan, bu nedenle de Kurumla fiilen sigortalılık bağlantısı bulunmayanların sigortalılık sürelerinin durdurulması ve bu sürelere ilişkin sigorta primlerine Kurum alacakları içerisinde yer verilmemesi amaçlanmıştır. Ek 19.madde, bu kapsamda bulunan sigortalılara borçlarından imtina, bu yolla sigortalılık sürelerini değerlendirmeme, primi ödenen sigortalılık sürelerini ise, hizmet birleştirmesinde ya da …’dan yaşlılık aylığı tahsisinde kullanabilme hak ve olanağı vermektedir.
30.04.2008 tarihinde bu yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın geçici 17. maddesinde ;”Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalılıkları
…./….
….3….
önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” Anılan Tebliğ 14.01.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Yapılacak iş;davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığı yönünden davacının ödediği pirimlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığını tespit etmek,5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu var ise primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonunu belirleyerek davacının talebide gözetilerek(20.8.2003)sigortalılığı durdurmak prim borcuna ait süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyerek bu tarihten sonraki 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığa geçerlilik tanımaktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,9.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.