YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16198
KARAR NO : 2011/358
KARAR TARİHİ : 24.01.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde l.7.l997- 25.9.2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak 01.07.1997-25.09.2006 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tesbiti ile bir kısım işçilik alacaklarının işverenden tahsilini istemiştir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş ise de hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğundan usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten bu tür hizmet tesbitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı-dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi olan bu tür davalarda özellikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa, işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık söz leri değerlendirilmeli ve dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bodro tanıkları ya da komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma oluğusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21.634-532, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579, 2004/21-479-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise, yukarıda açıklanan şekilde bir inceleme yapılmadığı, niteliği gereği kamu düzenini ilgilendiren bu dava da davacının çalışma iddiası gereken şekilde araştırılmadan, reddedilmiş ise de bu sonucun doğru olmadığı açıktır. Davacının, davalıya ait “oto yıkama” işyerinde, çalıştığına yönelik talebinden, bu çalışmanın 1997 tarihinden itibaren başladığı iddiasında, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin niteliği mahkemece hatalı olarak işyeri devri ile davacının kendi adına bagımsız çalışması olarak belirlenmiştir. Davacı adına, davalı işyerinden 2000/2.dönemde 25 gün hizmet bildirilmiş olup, davalı ile ilişki içerisinde olduğu dinlenen taraf tanıklarının beyanları ile de sabittir. Bu ilişki davalı tanık beyanları ile, davacının davalı tarafından işletilen “oto yıkama işyerini kendi adına devralarak işletmek şeklinde” olduğu belirtilmiş ise de, yine davalı tanıklarının ileri sürdüğü
üzere davacının en azından 7-8 sene bu şekilde vergi kaydı davalı adına olan ve vergileri de davalı tarafından ödenen SGK’na da davalı adına kayıtlı olup onun adına işlem görmeye devam eden iş yerini kendi adına çalıştırması iddiası hayatın olağan akışına da aykırı olduğu açıktır. Davacı tanıklarının beyanları da bu olguyu desteklemektedir. Bu nedenlerle davacının, hizmet akdine tabi çalışmaya ilişkin talebi yeterince araştırılmadan sonuca gidildiği açıktır.
Yapılacak iş; yukarıda açıklandığı şekilde inceleme yapılmakla birlikte, davacının, 1997 yılında iş yerini devralıp almadığını davalı işverenin yasal defter ve belgelerinden araştırmak ,bu hususta ticaret sicil kaydı bilgilerini dosya ya eklemek,işyerinin dava konusu süreler de davalı adına vergiye kayıtlı olup vergilerinin de ödenmesi gerçeği karşısında davalı ile olan ilişkisinin hizmet akdine dayalı olup olmadığı, işyerinde davacının çalışıp çalışmadığı, gerektiğinde yapılacak keşif ve resen tesbit edilen dinlenecek kayıtlı komşu işyeri çalışanları veya komşu işyeri sahiplerinin beyanlarını alarak değerlendirmek resen yapılacak araştırma ve incelemeler sonucu tüm deliller toplandıktan sonra gerektiğinde bilirkişi raporu da alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.