YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16954
KARAR NO : 2011/1430
KARAR TARİHİ : 21.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 10.10.1995-21.8.1999 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun tüm, davacının aşağıda belirtilen bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı, davalıya ait toptan gıda satış işinde 10.10.1996-21.08.1999 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tesbiti ile iş akdinin haksız feshi nedeni ile kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, ücretli izin alacağı, milli ve dini bayram ücreti, kötü niyet tazminatının davalı işverenden tahsilini ve fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacının, fazla çalışma ücreti , ücretli izin alacağı bulunduğu sabit olup bunlara yönelik davanın kabulü ile milli ve dini bayram ücret alacağı ispat edilmediğinden bu alacağın reddine yönelik mahkeme kararı doğrudur.Davada çözülmesi gereken konu davacının kıdem tazminatı ile kötü niyet tazminatının hak edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı nedenle fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan gerek 1475 sayılı Yasada gerekse 4857 İş Kanununun 26.maddesinde işverenin öğrendiği tarih ve olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak Kanunda belirlenmiştir.
Davacının 21.08.1998 tarihinde davalıya ait kamyonda çalışırken %100 kusuru ile trafik iş kazası geçirdiği sabit isede yukarıda bahsi geçen 6 iş günü olan süreyi fazlası ile geçirdiğinden işverenin 01.12.1999 tarihinde iş aktini bu nedenle feshi haklı nedene dayanmaz. Bu maddede belirtilen süreler geçtikten sonra bildirimsiz fesih hakkını kullanan taraf, haksız olarak sözleşmeyi bozmuş sayılacağından ihbar tazminatı ile şartları oluşmuşsa kıdem tazminatından sorumlu olur.
Öte yandan gerek 1475 sayılı Yasada düzenlenen kötü niyet tazminatının şartları oluşmadığından gerekse 4857 sayılı İş Kanunu 17. maddesi kapsamında olmadığından davacının kötüniyet tazminatına hak kazanması mümkün değilsede çoğun içinde azı da vardır kuralı gereği kötüniyet tazminatı isteyen davacının kötü niyet tazminat talebi red edilse dahi ihbar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme sonucu ihbar ve kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.