YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2256
KARAR NO : 2010/3849
KARAR TARİHİ : 06.04.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, maaşının iptaline yönelik işlemin iptaline, istenilen paranın iadesi yönündeki işlem ile maaşın devam etmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacıya 01.12.1990 tarihinde bağlanan yaşlılık aylığının Türk-Alman Sözleşme aylığı olması gerekirken kurumca bilgisayara aktarma anında hata ile yurt dışında geçen çalışma süresi borçlanılmış gibi tam aylık olarak aktarılarak Mayıs 1993 tarihinden itibaren tam aylık olarak ödenmesi şeklinde gelişen hatalı işlemin Kurum hatasından kaynaklanması nedeniyle bağlanan aylığın iptali ve borç çıkarılması ile ilgili davalı kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece , davanın reddine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede davacının Türkiye’de 24.03.1960-21.07.1968 tarihleri arasında 508 sigortalı çalışma günü, Almanya’da, 19.02.1969-09.08.1984 tarihleri arasında 5190 gün çalışması olup, 1938 doğumlu olan davacıya Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesine göre, 01.12.1990 tarihinde sözleşme aylığı bağlanması gerektiği ortada iken davalı kurumca bilgisayara aktarma anında sehven sözleşme aylığının tam aylık olarak aktarıldığı ve 19.05.1993-20.06.2006 tarihleri arasında tam aylık olarak 22.037,61 TL fazla ödeme yapıldığı, Kurumca 20/06/2006 tarihinde hatanın fark edilmesi üzerine yaşlılık aylığının iptal edilerek fazla ödemelerin geri istendiği, davacının Almanya’daki çalışmalarını gerek 2147 gerekse 3201 sayılı Yasa’lara göre borçlanmadığı görülmektedir.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesidir.
Anılan maddeye göre, Kurumca işverenlere sigortalıların isteğe bağlı sigortalıların gelir veya aylık olmakta olanların ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemeler de faizsizdir.
Üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin kurumdan alacağı varsa , bu alacaklarından mahsup edilir; alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır. Kanuni faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvaffakat etmeleri kaydıyla aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibariyle kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Somut olayda davacıya yurt içi hizmeti ile yurtdışı hizmeti toplamı 5190 gün üzerinden tam aylık bağlanması mümkün olmadığından mahkemece yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali isteminin reddine ilişkin olarak verilen hüküm doğrudur. Ancak, bu durumun SGK Başkanlığının hatasından kaynaklandığı ve davacının bir kusuru bulunmadığı görülmekle hatalı olarak fazla ödenen 19.05.1993-26.06.2006 tarihleri arasındaki aylık farkından 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesi gözetilerek davacının borçlu olduğu miktarı değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06/04/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.