Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2462 E. 2010/1097 K. 09.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2462
KARAR NO : 2010/1097
KARAR TARİHİ : 09.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 17.7.2003-2.12.2004 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle,işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı …K’nun tüm, temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının davalı işverene ait (1000419) sicil nolu işyerinde 17.7.2003 tarihi ile 2.12.2004 tarihleri arasında geçen davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti ile işverence ödenmeyen ücret ve birikmiş faizi alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işverence davacının (1000419) sicil nolu iş yerinde 2.12.2004 tarihinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesi verildiği, 2.12.2004-13.4.2005 tarihleri arasında 133 gün bildirimde bulunulduğu, bildirime uygun prim ödemesinin yapıldığı işyerinin kapsama alınış tarihinin araştırılmadığı, davalı işyeri dosyasının Kurumdan istenmediği, işverenden işyeriyle ilgili tespiti istenen dönemde düzenlenmiş imzalı ücret belgesi veya puantaj cetveli olup olmadığının sorularak varsa getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. İfadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerden de değildir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.Yapılacak iş; verilmiş ise dönem bordrosu getirtilerek 17.7.2003 tarihinde davacı ile aynı işyerinde çalışan kayıtlı tanıkların, yoksa zabıta marifetiyle tespit edilecek, işyerine komşu olan diğer işyerlerindeki kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına baş vurularak, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davalıya ait işyeri dosyası, davacının talep ettiği sürelere ilişkin dönem bordroları ile davacının imzalı ücret tediye bordrolarını dosyaya celbederek, işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına hangi tarihte alındığını sormak, ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının işçilik alacağına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 09.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.