Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/434 E. 2010/755 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/434
KARAR NO : 2010/755
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, …’a olan prim borçlarının ödenmesi ile emekliliğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, 506 ve 1479 sayılı Yasa’ya tabi olarak 9000 gün hizmeti bulunmasına rağmen Esnaf …’a olan prim borcunu ödeyerek emekli olma talebi reddedilen davacının Esnaf …’a olan prim borçlarının ödenmesi ile emekliliğine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının kuruma yapılmış yazılı tahsis talebi bulunmadığı gerekçesiyle haklı görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının davadaki talebinden yaşlılık aylığı bağlanması yanında aynı zamanda yaşlılık aylığına esas hizmet süresinin mahkemece belirlenmesinide amaçladığı anlaşılmaktadır.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olması nedeniyle “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerle önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak, isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakışması halinde ise zorunlu sigortalılığa değer verilerek “çakışan sigortalılık” sorunu çözüme kavuşturulmalıdır.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının 24.8.1974- 5.12.1985 tarihleri arasında oda, 23.9.1985-31.12.1986, 1.11.1989-31.12.1991, 17.12.1992-11.12.1995 ve 15.9.1998- 31.12.2000 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, 1992 yılı affından yararlandığı 19.09.1974 tarihli bildirgeye göre 24.08.1974 tarihli dernek kaydı nedeniyle aynı tarih itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, davalı Kurumca sigortalılık süresinin 2002 tarihinde vergi kaydına göre 24.08.1974- 20.04.1982, 23.09.1985- 31.12.1987,20.07.1988-31.12.1991,17.12.1992- 31.12.1995,15.09.1998- 31.12.2000 olarak belirlendiği, ayrıca 01.09.1976-4.2.2003 tarihleri arasında toplam 1607 gün kesintili olarak 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı çalışmasının bulunduğu, Esnaf … hizmetleri ile 506 sayılı Yasa’ya tabi hizmetlerinin kısmen çakıştığı, Kurumun 21.09.2007 tarihli yazısına göre yazılı tahsis talebinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesi ile emekliliğine karar verilmesini istediğinden davacının yaşlılık aylığına esas olacak 506 ve 1479 sayılı Yasa’ya tabi hizmet süreleri belirlenerek yaşlılık aylığı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmak suretiyle sonuca gitmek gerekirken yazılı tahsis talebi bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; davacının 506 sayılı ve 1479 sayılı Yasa’ya tabi hizmet sürelerini belirleyerek dava tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu kabul edilerek yaşlılık aylığı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmak koşullar var ise pirim borcu çıkması halinde ödemesi için önel vermek ve ödeme tarihi gözetilerek ve tüm delilleri birlikte değerlendirip sonucuna göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.