YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4929
KARAR NO : 2010/3769
KARAR TARİHİ : 05.04.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.12.1990-20.12.2002 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı işyerinde 15/12/1990-20/12/2002 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 02/05/1994 tarihinde başlayan çalışmalarının 2315 gün olduğu, bu çalışmalarından SSK’na bildirilen 1971 gündışında bildirilmeyen 344 günlük çalışmanın tespitine, fazla istemin hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işyerinden davacı adına 15/12/1990, 01/04/1991, 01/04/1992, 15/03/1993, 02/05/1994, 11/07/2000, 07/06/2001 tarihli işe giriş bildirgelerinin Kuruma verildiği, hizmet cetveline göre davalı işyerinde 15/12/1990- 30/12/1990, 01/04/1991 – 29/01/1992, 01/04/1992- 30/11/1992 ,15/03/1993- 30/01/1994, 02/05/1994-01/11/1999, 11/07/2000-01/12/2000, 07/06/2002-30/11/2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarını kısmi olarak Kuruma bildirildiği, 1998,1999 ve 2000 yılına ait bir kısım imzalı ücret bordrolarının dosyaya sunulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 15/12/1990-30/01/1994 tarihleri arasındaki çalışmaları kesintili olduğundan bu dönemdeki tam çalışma talebinin hak düşürücü süreye uğradığı ve davacının 02/05/1994-01/11/1999 tarihleri arasında 324 gün, 07/06/2002-20/12/2002 tarihleri arasında hak düşürücü süreye uğramayan 20 gün olmak üzere toplam 344 gün çalışmasının Kuruma bildirilmediğini saptadığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın 79/8 maddesi gereği bu tür davaların 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir ise de davacının başka bir işverenin işyerinde çalışmaksızın 1990 yılından 2002 yılına kadar davalı işyerinde çalıştığı ve bu çalışmalarının birden fazla işe giriş bildirgesi düzenlenerek kısmi ve kesintili bir şekilde Kuruma bildirdiği bordrolardan açıkça belli olmaktadır. Bu durumda aynı işverenin işyerinden Kuruma bildirimlerin yapılmasına ve tuğla fabrikasındaki işin niteliğine göre de çalışmanın mevsimlik iş olmasına ve her yıl üst üste tekrarlanmasına göre 15/12/1990-30/01/1994 tarihleri arasındaki istem yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16/09/1999 gün 1999/21-510-527, 30/06/1999 gün 1999/21-549-555, 05/02/2003 gün 2003/21-35-64, 15/10/2003 gün 2003/21-634-572, 03/11/2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10/11/2004 gün 2004/21-538 ve 01/12/2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda mahkemece, davalı işyerinden Kuruma bildirimlerin yapıldığı 02/05/1994 tarihinden önceki dönemlere ait istemin hak düşürücü süreden reddi ile tüm ücret bordroları getirtilip değerlendirilmeden eksik çalışmaların tespitine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş 15/12/1990-20/12/2002 tarihleri arasında döneme ait tüm ücret bordrolarının davalı işyerinden getirtilerek, ücret bordrolarındaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı saptandıktan sonra davacının imzasını içeren bu bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan, imzası davacıya ait olmayan veya ücret bordrosu bulunmayan döneme ilişkin süreler yönünden ise bozma öncesi dinlenen bordro tanıklarının beyanlarının değerlendirilerek varsa davacının işe giriş ve çıkış tarihleri arasındaki eksik sürelerinin tesbitine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05/04/ 2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.