YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/594
KARAR NO : 2009/10729
KARAR TARİHİ : 07.07.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillere,hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2-Zararlandırıcı sigorta olayına uğrayan davacı sigortalının olayın meydana gelmesinde % 30, davalı işverenin alt işveren ile birlikte %70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler ve somut olaylar gözetildiğinde davacı yararına 2.500,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 1.000,00-TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Hüküm fıkrasının tümden silinerek yerine;
“1-2.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26.02.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-135.00-TL ilam harcı alınması gerektiğinden davacı tarafından yatırılan 135.00-TL nispi harcın Hazine’ye gelir kaydına, maddi tazminat davasının reddi nedeniyle alınması gereken 14.00-TL ret harcının davacıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına
3-Davacı tarafından yatırılan 135.00-TL nispi, 11.20-TL başvuru olmak üzere toplam 146.20-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Hüküm altına alınan manevi tazminat üzerinden hesaplanan 500,00-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, reddedilen maddi tazminat üzerinden 500,00-TL, manevi tazminat üzerinden 500.00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 396.50-TL yargılama giderinden takdiren 102.00-TL’sının davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye 294.50-TL’nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin eklenmesine, kararın bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 60,00 TL temyiz başvuru harcı taraflarca yatırılmış olduğundan, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 07.07.2009 günlü oturumda oybirliği ile karar verildi.