Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6879 E. 2010/4189 K. 12.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6879
KARAR NO : 2010/4189
KARAR TARİHİ : 12.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 1998-10.04.2005 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz edenin sıfatına göre davalı Kurum’un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1998 yılından 10.4.2005 tarihine kadar davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkinidir.
Mahkemece, hizmet tespiti isteminin reddine, işçilik alacakları isteminin kısmen kabulü ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. ve 389. maddelerinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki,dava içinden davalar doğar,Hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı ve 10.9.1991 gün 281-415 sayılı ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları).
Kural olarak, davayı kaybeden taraf yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumludur. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkemenin yargılama giderini taraflar arasında paylaştırması gerekir (HUMK. md. 417). Somut olayda hizmet tespiti davasının reddine karar verildiği halde davalı Kurum yararına avukatlık ücretine karar verilmemesi, kısmen kabul edilen işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilirken de yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri konusunda davalının hangi davalı olduğu belirtilmeksizin infazda tereddüt oluşturulacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasına 6. 7. 8 ve 10. bentlerinde yer alan “Davalıdan” sözcüklerinin silinerek yerlerine “ Davalı işverenden” sözcüklerinin yazılmasına ve hükme 11.bent olarak “Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 575,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine ” rakam ve sözcüklerinin eklenmesine , hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 12.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.