YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7183
KARAR NO : 2010/8546
KARAR TARİHİ : 15.07.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan Osmangazi … Dağ. AŞ. Vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda değişiklik yapan 5219 sayılı Yasa’nın 2. maddesi uyarınca, anılan yasanın 427. maddesindeki kesinlik sınırı, 21.07.2004 tarihinden sonra 1.000,00.-TL’ye; 01.01.2006 tarihinden sonra 1.090,00.-TL’ye; 01.01.2007 tarihinden sonra 1.170,00.-TL’ye; 01.01.2008 tarihinden sonra 1.250,00.-TL’ye ve 01.01.2009 tarihinden sonra 1.400,00.-TL’ye çıkarılmıştır. İnceleme konusu karar, bu tarihten sonra verilmiş ve 1.200,00.-TL manevi tazminat alacağının davalılardan Osmangazi … Dağıtım A.Ş.’den tahsiline ilişkin hüküm kesin nitelik taşıdığından, 01.06.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak, davalılardan Osmangazi … Dağıtım A.Ş.’nin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz isteminin kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle reddine,
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalılardan Osmangazi … Dağıtım A.Ş.’nin maddi tazminata ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddine,
3-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve özellikle davacı vekilinin 19.02.2009 tarihli celsede protokolle manevi tazminat yönünden 2.000,00.-TL’den vazgeçtiklerini açıklamasına, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.09.1996 gün ve 1996/21-397-637 sayılı ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararları doğrultusunda hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntülerin, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir hal olmasına, başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı olmamasına, niteliği itibariyle manevi tazminatın bölünememesine, bir defada istenilmesi gerekmesine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
4-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının davalılardan… hakkındaki davadan feragat ettiği gerekçesiyle, sadece diğer davalı Osmangazi … Dağıtım A.Ş.’nin kusuru dikkate alınarak, maddi zarar hesabı yaptırılmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı ile davalılardan…’un ve vekillerini imzasını içeren bila tarihli “CMK uzlaşma protokolü” ile yine bila tarihli “feragatname” başlıklı iki belge yargılama sırasında dava dosyasına ibraz edilmiş ve “feragatname” başlıklı belgede, davacı davalılardan… aleyhindeki davadan feragat ettiğini belirtmiştir.
Davacı, 20.11.2006 tarihli dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 3.000,00.-TL maddi tazminat talep etmiştir. Bu haliyle açılan davanın kısmi dava olduğu ortadadır. Öte yandan, kısmi davadaki feragatin bu davada talep edilen miktarla sınırlı olduğu, fazlaya ilişkin haklardan da feragat edildiğinin açıkça belirtilmediği hallerde saklı tutulan alacak kesiminden feragat edilmediğinin kabulünün gerekeceği, saklı tutulan alacak kesimi ile ilgili olarak her zaman dava açılmasının mümkün bulunduğu Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Hal böyle olunca, mahkemece, davacının kısmi davadaki davalılardan biri hakkında yaptığı feragatinin saklı tutulan alacak kesimini de kapsadığı kabul edilerek, sadece diğer davalı Osmangazi … Dağıtım A.Ş.’nin kusuruna göre maddi tazminat hesabı yaptırılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan, Borçlar Kanunu’nun 145. maddesi hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması, ya da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu’nun 147. madde hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceğine dair hükmüne havidir. Diğer bir deyişle, müteselsil sorumlulardan birine yönelik feragati ile diğer müteselsil borçluların durumlarını ağırlaştıran alacaklı bunun sonuçlarına katlanır.
Mahkemece yapılacak iş, kısmi davada talep edilen 3.000,00.-TL maddi tazminat miktarından davacı feragat ettiğinden, davalıların toplam kusurları esas alınarak yeniden maddi tazminat hesabı yaptırmak, bulunan tazminat miktarından 3.000,00.-TL düşülerek, çıkacak maddi tazminat miktarına hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden ilgiliye yükletilmesine, 15.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.