Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/7463 E. 2010/6048 K. 27.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7463
KARAR NO : 2010/6048
KARAR TARİHİ : 27.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı,davalılar işveren nezdinde 1.2.1988-12.4.2000 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum ile … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine davalı …’nın temyiz süresini geçirdiği,diğer temyiz edenlerin temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Hüküm, … mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı … Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi hükmüne göre ise, … mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm, 29.01.2009 tarihinde temyiz eden davalılardan …’ya tebliğ edilmiş, temyiz ise 19.02.2009 tarihinde vukubulmuştur. Şu duruma göre, davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir. Bu halde, HUMK.’nun 434/2. maddesine göre karar süresinde temyiz edilmemiş olduğundan, 01.06.1990 gün ve E:1989/03, K:1990/04 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davalılardan …’nın temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle REDDİNE,
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının 3. bendin kapsamı dışındaki, davalı Kurumun ise 4. bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Davacı, 01.02.1988-12.04.2000 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davacının 01.02.1988-09.12.1994 tarihleri arasında 52228.33 işyeri sicil nolu … işyerinde, 10.12.1994-09.02.1998 tarihleri arasında 52228.33 işyeri sicil nolu … işyerinde, 10.02.1999-15.01.2000 tarihleri arasında … sicil nolu … işyerinde, her yıl ramazan ayı dışında sürekli olarak bu kişilerin işyerinde asgari ücretle kesintisiz sigortalı çalıştığının tesbitine, sigortalı olan kısımların dışlanmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacıya ait 01.02.1988, 01.06.1994, 10.12.1994 ve 10.02.1999 tarihli işe giriş bildirgelerinin Kuruma verildiği, 10.02.1999 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının eli ürünü olduğu, 10.12.1994 ve 01.06.1994 tarihli işe giriş bildirgelerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı Adli Tıp Kurumu … İhtisas Dairesi’nin 24.10.2007 tarihli raporunda belirtildiği, davacının 01.02.1988-05.08.1989 ve 10.12.1994-30.12.1998 tarihleri arasında 52228.33 sicil nolu …’na ait işyerinden ve 10.02.1999-15.01.2000 tarihleri arasında 1029990.33 sicil nolu …’na ait işyerinden çalışmalarının kısmi olarak Kuruma bildirildiği, 01.06.1994-31.10.1994 tarihleri arasında 61154 sicil nolu dava dışı …’e ait işyerinden 125 gün hizmetin davacı adına davalı Kuruma bildirildiği, davacının, dava dışı …’e ait işyerinde hiç çalışmadığını, davalı işverenlerin kendisinden habersiz
bildirim yaptıklarını iddia ettiği, Adli Tıp Kurumu … İhtisas Dairesi’nin 24.10.2007 tarihli raporunda …’e ait işyerinden verilen 01.06.1994 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının Eli ürünü olmadığının belirtildiği, …’na ait 52228.33 sicil nolu işyerinin 01.11.1987-31.12.1998 tarihleri arasında ve …’na ait 11029990.33 sicil nolu işyerinin 10.02.1999-15.02.2000 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, dönem bordrolarının getirtildiği, davalı işverenler tarafından işyeri kayıtlarının ibraz edilmediği, … … Mahkemesi’nin 17.09.2002 gün ve E:2002/145, K:2002/570 sayılı dosyasında davalılardan Zemzem Hocaoğlu aleyhine işçilik alacaklarının tahsili için açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda davacının davalıya ait işyerinde 01.02.1988-12.04.2000 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığı kabul edilerek verilen kararın, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nce onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davanın 5510 sayılı Yasa’nın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasa’nın Geçici 7. maddesi hükmünde “bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü gözetildiğinde, eldeki somut uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümleri 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesidir.
Anılan maddede, bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki, bu tür kanıtların bulunmaması, salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları tanıkları veya … ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda, davacının, tesbiti istenilen sürelerden hak düşürücü süreye uğramayan 09.02.1998-30.12.1998 tarihleri arasında da 52228.33 sicil nolu …’na ait işyerinde hizmet akdiyle sürekli olarak çalıştığı, sigorta şahsi sicil dosyası, bordro tanığı ifadeleri, işçilik alacakları dosyası ve tüm dosya kapsamı ile sabittir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve nedenleri ve dayanakları gösterilmeksizin davacının 09.02.1998-30.12.1998 tarihleri arasındaki tespit isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Diğer yandan hükümde”her yıl Ramazan ayı dışında”şeklinde muglak ve infazda tereddüt yaratacak şekilde ibarenin yer alması doğru değildir.Çalışılmıyan sürelerin tarih olarak belirtilmesi gerekir.
4-Öte yandan, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle davalı Kurum lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin ret ve kabul oranına göre paylaştırılması gerekirken, bu yönün göz ardı edilmesi de isabetsizdir.
O halde, davacının ve davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılardan …’ya iadesine 27.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.