Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/7755 E. 2009/10250 K. 02.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7755
KARAR NO : 2009/10250
KARAR TARİHİ : 02.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (iş)Mahkemesi

Davacı, 5.6.1988- 10.1.1995 tarihleri arası SSK’lı hizmetleri hariç tarım bağkur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, 05.06.1988-10.01.1995 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olduğu hizmetleri dışında 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım … sigortalısı olduğunun tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Kimlerin Tarım … sigortalısı sayılacakları 2926 sayılı Yasa’nın 2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, “kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan Sosyal Güvenlik Kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3. maddesinin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanların bu kanuna göre sigortalı sayılacakları” kabul edilmiştir. Öte yandan, 2926 sayılı Yasa’nın 6/b maddesi hükmüne göre, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalılıkları sona erer. Dosya içeriğinden davacının 01.01.1985 tarihinde 2926 sayılı Yasa gereğince tarım … sigortalısı olarak tescil edildiği, davacının tesbitini istediği dönem ile çakışan 06.06.1988-31.07.1988 tarihleri arasında 54 gün ve 20.07.1990-30.08.1990 tarihleri arasında 27 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmalarının bulunduğu ve primlerinin ödendiği, davalı Kurum tarafından davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi işe girdiği 05.06.1988 tarihinden sonraki dönemde tarım … sigortalılığının iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Tarım … sigortalılığının devamı sırasında diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmaların bulunması halinde bunların özellikle kısa süreli çalışmalar olması ve bu çalışmaların varlığı halinde de tarımsal faaliyetin devam ettiğinin kayıt, belge ve delillerle desteklenmesi durumunda tarımsal faaliyeti devam ettirme iradesinin kaybolmadığı kabul edilir. Uzun süreli çalışmaların devreye girmesi durumunda artık iradenin, bu çalışmanın tabi olduğu sigorta kolunda oluşacağı açık olduğundan, uzun süreli çalışma sonrasında tarım sigortalılığının devam etmeyeceği ancak Kuruma yeniden müracaatın bulunması veya tarım … sigortalılığına devam etme iradesini ortaya koyacak şekilde düzenli prim ödemelerinin ya da sattığı ürünlerden prim tevkifatlarının yapılmış olması durumunda devam edebileceği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.02.2007 gün ve E:2007/21-73, K:2007/71; 11.07.2007 gün ve E:2007/21-543, K:2007/541 sayılı kararları).
Davacının tesbitini istediği tarihler arasındaki 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmaları kısa süreli çalışma niteliğindedir. Ancak, davacının tarım arazisinin bulunmadığı, … ekicileri kooperatifi kaydı, tarım kredi kooperatifi kaydı, ziraat odası kaydı olmadığı, Ziraat Bankası’ndan tarımsal kredi kullanmadığı ve dolayısıyla uyuşmazlık konusu dönemde tarımsal faaliyetinin bulunmadığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Buna karşılık, mahkemece, davacının uyuşmazlık konusu döneme ilişkin prim borçlarını ödeyip ödemediği, ödemiş ise, hangi tarihte ödediği hususları araştırılmamıştır. Nitekim, davacı, uyuşmazlık konusu dönemin primlerini ödediğini iddia etmiş, dosya içerisindeki 03.12.2008 tarihli prim ekstresinde de, davacının 01.01.1985-05.06.1988 tarihleri arasında tarım … sigortalısı kabul edildiği, 27.08.2001-07.12.2004 tarihleri arasında prim ödemesi mevcut olduğu ve 3.063,16.-TL fazla ödemesi bulunduğu belirtilmiştir.
Davalı Kurumun geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 2926 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758 sayılı; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı; 26.11.2008 gün ve E:2008/21-693, K:2008/713 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, mahkemece, Yozgat Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’ne yazılan müzekkere ile davacıdan … terk işleminden sonra tahsil edilen primlerin hangi dönemlere ait olduğu ve fazladan tahsil edilen primlerin terk tarihi olan 05.06.1988 tarihi ile 10.01.1995 tarihleri arasındaki dönemi kapsayıp kapsamadığı ve ne kadarlık bir süreyi kapsadığı sorulmuş, Yozgat Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü 24.03.2009 tarihli cevabi yazısında, ilgilinin belirtilen tarihlerde düzenli ödemesi bulunmadığından, tahsil edilen primlerin gecikme cezaları ile birlikte tahsil edilmesi ve belirtilen dönemlerde farklı gecikme zammı uygulamaları bulunduğundan sonraki dönemlerde ödenen primlerin hangi dönemleri karşılayacağının tespit edilemediğini bildirmiştir. Mahkemece, Yozgat Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün bu yetersiz ve gerçeğe uygun olmayan cevabi yazısı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Yapılacak iş, davacı tarafından 27.08.2001-07.12.2004 tarihleri arasında ödenen primlerin uyuşmazlık konusu dönemi kapsayıp kapsamadığının ve ne kadar süreyi kapsadığının davalı Kurumdan yeniden sorularak, gerektiğinde, aktüerya uzmanı bilirkişiden bu hususta rapor alınarak sonucuna göre değerlendirme yapılmak, daha açık bir anlatımla, eğer davalı Kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, davanın kabulüne; geçmişe yönelik prim tahsil edilmediği, edilmiş olsa dahi Kurum tarafından uzun süre bu primlerin kullanılmadığının saptanması halinde ise şimdiki gibi davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.