YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8131
KARAR NO : 2010/5560
KARAR TARİHİ : 11.05.2010
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, borçlanma işleminin ilk başvuru tarihinden itibaren geçerli sayılmasını, olmadığı takdirde hastalık ve işsizlik yardımının sona erdiği 1.8.1998 tarihinden itibaren geçerli sayılmasına, borçlanma bedelinin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 10.08.1981-30.06.1995 tarihleri arasında yurt dışında geçen çalışmalarından 5.000 günlük bölümünü 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanarak borçlanma bedelini 03.08.1999 tarihinde ödediği halde, davalı Kurum’un 08.07.1997 tarihine kadar yurt dışında işsizlik hastalık yardımı aldığı, dolayısıyla, 13.05.1996 borçlanma talep tarihinde kesin dönüş yapmadığının anlaşıldığından bahisle borçlanma işlemini iptal eden Kurum işleminin iptali borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti, aksi takdirde davacı tarafından yatırılan borçlanma bedelinin ödeme tarihiden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece Anayasa Mahkemesi’nin 3201 sayılı Yasa’nın 3/1 maddesindeki kesin dönüş şartını iptal etmesinden sonra, 01.11.2006 tarihli Kurum genelgesi doğrultusunda borçlanmadan yararlanmak için davacının yeniden başvuruda bulunmadığını, iptal edilen borçlanma için başvuru tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre de davacının borçlanmasının iptalinin yasaya uygun olduğundan bahisle borçlanma işleminin geçerli sayılmasına yönelik istemin reddine ve borçlanma nedeni ile yatırılan 4.260,00-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve bu karar taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3201 sayılı Yasa’ya göre, yurt dışı hizmetlerini borçlanan bir Türk vatandaşının bir süre sonra; borçlanmadan yararlanma koşullarından biri olan yurda kesin dönüş koşulunun bulunmadığının anlaşılması üzerine, Kurum’ca; borçlanmanın iptalinin gerekip gerekmediğinin tesbitine ilişkindir.
Mahkeme; Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu kabul etmiş ve davacı isteminin reddine karar vermişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Kesin dönüş koşulunu borçlanma istemleri yönünden zorunlu kabul eden görüşün dayanağı 3201 sayılı Yasa’nın yukarıda açıklanan 3. maddesidir. Anılan maddede de açıkça kesin dönüş koşulu aranmışken, bu maddenin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 Gün Ve 2000/36-2002/198 Sayılı kararı ile; “08.05.1995 günlü, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun;
A- 3. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… Yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş ..” Sözcüklerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Yalçın …’ın karşı oyları ve oyçokluğuyla,
B- 6. Maddesinin (A) paragrafının birinci fıkrasının ( a) bendinde yer alan “… kesin dönülmüş . . .” Sözcüklerinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, oybirliğiyle,
C- 3. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan” … Yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş …“ sözcüklerinin iptali nedeniyle aynı maddenin uygulanma olanağı kalmayan birinci fıkrasındaki “…tarihinden itibaren” sözcükleri ile İkinci fıkrasının, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. Madde ikinci fıkrası gereğince iptaline, ….karşı oyu ve oyçokluğu ile” sonuca bağlanmış, bu karar ile borçlanmaya ilişkin 3. maddedeki kesin dönüş koşulu iptale konu edilirken, aylık bağlama ile ilgili 6. maddedeki aynı koşul varlığını korumuştur.
25.4.2003 gün ve 25089 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan bu karar ile borçlanma için aranan “kesin dönüş” koşulunun yasa metninden çıkarılmış olması ve 4958 sayıl yasa ile de iptal kararı doğrultusunda madde metninin yeniden düzenlenmesi karşısında borçlanma işleminin kesin dönüş yapılmadığı gerekçesiyle Kurum’ca iptali yerinde bir işlem olarak görülmemiştir. Mahkemenin Kurum’un bu işlemini yerinde bulan görüş ve kararı açıklanan nedenlerle yerinde değildir.
Buna karşın; görülmekte olan bu davada olduğu gibi 3201 sayılı Yasa yönünden de, Kurum’un benzeri durumlardaki borçlanmanın iptali yönündeki uygulaması , yasanın özüne olduğu kadar “anayasal sosyal güvenlik” ilkelerine ve yasaların öngördüğü “sosyal sigortalar” sistemine aykırıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle; Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda açıklanan kararı ile 3201 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde yer alan borçlanma koşullarından “yurda kesin dönüş koşulu” nun iptal edilmiş olması karşısında, “davacı işçinin borçlanma işleminin iptaline yönelik kurum işleminin tüm hukuki sonuçları ile birlikte iptaline”, karar vermek gerekirken, yazılı şekilde borçlanma isteminin geçerli olduğunun tespitine yönelik davanın reddi yönündeki mahkeme hükmü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.