Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/8308 E. 2009/14952 K. 17.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8308
KARAR NO : 2009/14952
KARAR TARİHİ : 17.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.11.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat …… geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava 25.06.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece he ne kadar davacı tanık deliline dayanmış ise de tanık listesi verilmeden davacının istemi üzerine kusur incelemesinin yapıldığı ikinci kusur bilirkişi raporunun düzenlenmesinden sonra davacının tanık dinletme isteminin, davalının muvafakat etmediğinden yerinde olmadığı, dava konusu iş kazasının kazalının tam kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiği işverenin kusurunun bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı ve delilerinin hasretmesi ve varsa tanıklarının isimlerini bildirmesi konusunda süre verilmesinin, keza tanık deliline dayanmaktan vazgeçmesinin söz konusu olmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık delilerin hasredilmesi ve tanıkların isimlerinin bildirilmesi için kesin süre verilmese bile kusur incelemesi yapıldıktan sonra tanık deliline dayanmaktan vazgeçmeyen davacının tanık dinletebilmesi için davalının muvafakatinin gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacının davasını açtıktan sonra karşı tarafın rızası olmadan iddiasını değiştirmemesi veya genişletmemesi biçiminde ifade olunan iddianın genişletilmesi yasağı ile davalının davaya kaşı cevabını verdikten sonra davacının muvafakati olmadan savunmasını genişletmesi veya değiştirmemesi biçiminde tanımlanan savunmasının değiştirilmesi yasağı iddia ve savunmaya ilişkin olup delillerin ikamesi konusunda uygulanamaz. Aksine, taraflar arasında delil sözleşmesi bulunmadıkça, deliller hasredilmedikçe, delillerin ikamesi için kesin mehil verilmedikçe veya delil sunmaktan açıkça vazgeçilmedikçe dava bitene kadar delil sunmak mümkündür. O halde, bu hukuki esaslar gereğince, sonradan yeni delil getirilmesi halinde iddia ve savunmanın genişletildiğinden söz edilemez.
Davacı tanık deliline dayandığını ve usulüne uygun bir biçimde bu tanıkların isimlerini ( HUMK.m.274 ) ve hangi konuda dinlenecekleri hususunu ( HUMK.m.241 ) bildirdiğine göre, HUMK.nun 244 ve 375. maddelerine göre, ikame ve beyan olunan delillerin tamamı istima ve tetkikten sonra karar verilmesi gerekirken davalının muvafakatinin bulunmadığından bahisle, davacının tanık dinletme isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, olay günü maden işyerinde, yeraltında çalışırken baş yukarı içerisindeki kör bacada gaz zehirlenmesi neticesi iş kazası sonucu öldüğü uyuşmazlık dışıdır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Hükme dayanak alınan 06.05.2008 ve 26.12.2008 günlü bilirkişi raporlarında; olayda işçinin %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar raporları düzenleyenler akademik kariyerlere sahip ve konularında ehil kişilerse de bunların yanlarında kusur bilirkişi heyetinde bir iş güvenliği uzmanının da bulunması somut olayın özelliğine göre gereklidir. Nitekim anılan raporları düzenleyen bilirkişiler İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek ve somut olarak alınması gereken önlemlerin ve bunların dayanağı olan yasa ve yönetmelik hükümlerini açıklamak suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının bildirdiği tanıkları yöntemince dinlemek daha sonra işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle, tüm deliller toplanmadan oluşturulan inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içermeyen kusur raporlarının hükme dayanak alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, davacılar yararına takdir edilen 625.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 17.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.