YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8518
KARAR NO : 2010/6448
KARAR TARİHİ : 07.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde 1992 Kasım-1995 Kasım arası ve 1998 Temmuz ayından bugüne kadar çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava davacının , davalıya ait işyerinde 1992-Kasım ayından 1995-Kasım ayına kadar ve 1998- Temmuz ayından itibaren geçen ve Kuruma bildirilmeyen eksik sürelerinin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine, SSK ‘na bildirilen süreler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalıya ait 47892.07 nolu işyeri bordrolarında sicilsiz olarak davacı adına görünen 1.5.1995-31.7.1995 ve 1.10.1995-31.10.1995 tarihleri arasında çalışmaların davacının hizmet cetvelinde gösterilmesine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalıya ait işyerinde 1.5.1995 tarihinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiği, 1.5.1995-31.7.1995 , 1.10.1995-31.10.1995, 15.9.2000-1.11.2000, 1.6.2001-25.7.2001, 1.8.2001-1.11.2001, 10.9.2002-23.10.2002, 4.7.2002-31.12.2003, 1.7.2004-25.11.2004, 24.3.2005-18.9.2005 tarihleri arasındaki farklı işyerlerinde geçen günlerin tam olarak davacı adına bildirildiği, davalı vekilinin davalıya ait olduğunu belirttiği bu işyerlerinin kuyumcu, terzi, tuhafiye, restuarant, olarak faaliyet gösterdiği mahkemece bu işyerlerinin işyeri tescil dosyaları ile dönem bordrolarının tümünün getirtilmediği, 21.11.1995-21.5.1997 tarihleri arasında askerlik görevini yaptığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda fiili çalışmanın varlığın ilişkin delillerin resen toplanıp değerlendirilmesi gerekirken, işyeri dosyaları ve dönem bordroları getirtilip çalışmanın kesintisiz olup olmadığı yönünde bordro tanıklarının beyanlarına başvurulmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur
Yapılacak iş, uyuşmazlık döneminde davacı adına hizmet bildirimlerinin yapıldığı işyerlerinin işyeri tescil dosyaları ile her bir işyerinin dönem bordoları getirtilerek bu işyerlerinin davalıya ait olup olmadığı, faaliyet alanları, yasa kapsamına alınma tarihi incelenip, davacının birbirinden farklı işyerlerinde hangi işleri yaptığı, hangi tarihlerde davalının hangi işyerinde işe girip devam ettiği, işyeri çıkış ve diğer işyerine giriş tarihleri arasında ara verilip verilmediği konularında davacıya dava dilekçesini açıklattırmak, kesintisiz çalışma iddiası konusunda her bir işyerinin dönem bordolarında adları yer alan bordo tanıklarının beyanlarına başvurmak, uyuşmazlık döneminin tümünde kesintisiz çalışan bordo tanığı bulunmaması veya beyanlarının yetersiz olması durumunda davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırmanın genişletilip bu dönemlerde sürekli çalışması bulunan komşu işyeri işveren ve bu işverenleri tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen işçiler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurularak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının eksik sürelerinin bulunup bunmadığı konusunda kuşkuya yer vermeyecek şekilde karar vermek gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 7.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.