YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8671
KARAR NO : 2010/6240
KARAR TARİHİ : 01.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde 1.9.2000-31.5.2004 tarihleri arasında çalışmış olduğunun ve işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait tuz imalathanesi işyerinde 01.09.2000-31.05.2004 tarihleri arasında kalan dönemde yükleme boşaltma işçisi olarak çalıştığının tespiti ile iş akdinin haksız feshi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, tanık sözlerine dayanılarak davacının 01.09.2000-31.05.2004 tarihleri arasında kalan sürede davalı işyerinde 1289 gün çalıştığının tespiti ile kıdem tazminatına yönelik istemin kabulüne, ihbar tazminatı isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum ve işveren tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının çalışmalarına ilişkin olarak davalı işyerinden bildirimde bulunulmadığı, buna karşılık dava konusu edilen dönemde 07.08.2000-01.11.2000 tarihleri arasında başka işyerinden bildirilmiş çalışmaların bulunduğu, davalı işverene ait tuz imalathanesinin 08.10.1973-31.05.2004 tarihleri arasında kalan dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında faal olduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece, istek tanık sözlerine dayanılarak hüküm altına alınmışsa da ifadeleri hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerde değildir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan tespiti istenilen süreler çok öncelere ilişkin bulunduğundan tanıkların bu sürelerle ilgili bilgileri bu güne değin eksiksiz olarak hafızalarında korumaları da hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmez.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu göz önünde tutularak davacı ile birlikte çalışan ve varsa SGK prim bordrolarında kayıtlı kişiler veya benzer işi yapan işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimselerin tespit edilerek anılan kişilerin bilgilerine başvurulmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 16.6.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün ve 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2004/21-35-64 E.ve K. 15.10.2003 gün ve 2003/21-634-572 E. K. 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararları da aynı yöndedir.
Kabul ve uygulamaya göre de: dava konusu dönemde başka işyerinde geçen çalışmaların dışlandığı 1289 gün için hizmet tespitine karar verilmesinden anlaşılmakta ise de, başka iş yerinde geçen 01.09.2000-01.11.2000 tarihleri arasında kalan süreye yönelik davanın reddi ile 02.11.2000 tarihinden itibaren tespite karar verilmek gerekirken hizmet tespitinin 01.09.2000 tarihinden başlatılması da hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’a iadesine, 01.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.