Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/9059 E. 2010/6427 K. 07.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9059
KARAR NO : 2010/6427
KARAR TARİHİ : 07.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren nezdinde çalıştığı sürelerde SSK ya bildirilmeyen ve her yılda üç ay olmak üzere hizmetinin tespitine, bu sürelere ilişkin ücretli izin alacağına, ihbar tazminatına, iş güvencesi tazminatına ve kıdem tazminatının en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, kararın dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, çalıştığı … Taşova İşletmesi Müdürlüğü işyerinde geçen çalışmaları nedeni ile itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tesbitine, tespit edilen itibari hizmet sürelerinin sigortalılık süresine eklenmesine ve fark primlerin işverence ödenmesi ile bu sürelere ilişkin işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasa’nın Geçici 7. maddesi hükmünde “bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” hükmü ve genel olarak yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın Ek 5. maddesidir.
506 sayılı Yasa’ya 2098 sayılı Yasa ile Ek 1. madde olarak eklenen, 3395 sayılı Yasa’yla kapsamı genişletildikten sonra 3520 sayılı Yasa ile Ek. 5. madde olarak numaralandırılan düzenlemeyle tanınan itibari hizmet süresi olanağından yararlanmak için, maddede yazılı fiziksel koşulların gerçekleşmesi, sözü edilen haktan yararlanmak için tek başına yeterli olmayıp, Yasa’nın öngördüğü biçimde, işkolu ve işyeri koşullarının birlikte gerçekleşmesi zorunluluğu vardır. Yasa’nın açık hükmü ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da bu doğrultuda olduğu gibi; 3395 sayılı Yasa’ya ilişkin tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmesi sırasında, zehirli gaz ve maddelerle çalışan başka iş kollarının da bulunduğuna işaret edilerek orada çalışanlara da aynı hakkın tanınması yönündeki öneri, konunun hazırlık çalışmasını gerektirdiği belirtilerek, bu yöndeki kapsamlı düzenleme istemi ileri tarihlere bırakılmış, bu hakkın ek olarak yalnızca gemi adamları ile azotlu gübre ve şeker sanayiinde çalışanlara tanınmasıyla yetinilmiştir (Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 20.06.1987 günlü, 121, Birleşim Tutanağı, Dergi s:206-209). Bundan başka, Ankara 1. İş Mahkemesi’nce, sözü geçen ek maddenin alt bentlerinde yazılı koşullarla çalışan sigortalılar arasında eşitliğin sağlanması amacıyla, bu hakkın belirli işkollarına özgü biçimde ve sınırlı olarak verilmesine yol açan I, II, III ve IV. bentlerin işkolunu belirleyen ibarelerinin iptali istemiyle itiraz yoluna başvurulmuş ise de, Anayasa Mahkemesi, 02.05.1989 tarihli, 1988/51 E., 1989/18 K. sayılı kararında, “…anılan bent hükümlerinde, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı işyerlerinde çalışan sigortalıların yer almaması, belli sigortalılara hak tanıyan ve özü bakımından Anayasa’ya aykırı bulunmayan hükmün iptalini gerektirmez. Kaldı ki, diğer sigortalıların, bu haktan yararlanmaları doğrultusunda her zaman yeni düzenlemeler yapılabilir. Anayasa Mahkemesi’nden, ancak Anayasa’ya aykırı olan bir yasa hükmünün uygulama alanından kaldırılmasını sağlamak için iptal kararı istenebileceğine, özde Anayasa’ya aykırı düşmeyen bir kural, uygulama alanının genişletilmesi amacıyla iptal edilmeyeceğine göre; bir kısım sigortalılara hak tanıyan itiraz konusu hükmün, öteki kesimlere de aynı hakkı tanıyan tamamlayıcı yasama işlemleriyle düzeltilmesi, düzenleme eksikliklerinin bu yöntemle giderilmesi Anayasa’ya uygun ve tutarlı bir tasarruf olacaktır.” gerekçesinden hareketle, itiraz konusu hükmün Anayasa’ya aykırı bulunmadığı ve itirazın reddi gerektiği sonucuna varmıştır.
İtibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren olgunun sanayi kolları farklı olsa da belli, ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerin yapılması olduğu, bu nitelikte işleri yapan kişilerin aynı durumda olmadıklarının ileri sürülemeyeceği ve aynı hukuksal durumda bulunanların farklı kurallara tabi tutulmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine yer veren 10. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle söz konusu düzenlemede yer alan “azotlu gübre ve şeker sanayii” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 27.03.2007 tarih 26475 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 04.10.2006 tarihli ve 2002/157 Esas 2006/97 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ise de, Anayasa’nın 153/5. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi de gözetildiğinde, davacının Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının yürürlük tarihi olan 27.03.2007 tarihinden önceki dönem yönünden itibari hizmetten yararlandırılması mümkün değildir.
Ayrıca, dava konusu dönemde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın Ek 6. maddesi gereğince, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi çalışmalarının en az 3600 gününü ek madde 5’de belirtilen işlerde geçiren sigortalılar, ek madde 5’de yer alan itibari hizmet süresine ilişkin hükümlerden yararlanırlar.
Davacının özlük dosyasının incelenmesinden, tütün işleme işçisi olarak çalışmakta olduğu anlaşılmaktadır. 28.03.2007 tarihinden işten ayrıldığı 13.07.2007 tarihine kadar olan dönem yönünden ise, iş koluna ilişkin koşul dışındaki unsurlarda (işyeri koşullarında) bir değişiklik olmamıştır. İptal kararı ile işten ayrılma tarihi arasındaki dönemde, anılan madde koşullarının davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin ise mahkemece incelenmediği davacının çalıştığı birim ve yaptığı iş itibariyle anılan maddede sayılan olumsuz dış etkenlere maruz kalıp kalmadığı konusuyla, işyerindeki bulgular ve sigortalının çalıştığı birim yönünden ayrıntılı incelemeye yapılmadığı açıktır.
Yapılacak iş, 28.03.2007 tarihinden davacının işten ayrılma tarihi olan 13.07.2007 tarihine kadar olan dönem yönünden, işyerinde davacının çalıştığı bölümde ek-5 madde kapsamında itibari hizmetten yararlanıp yararlanamıyacağına dair işyerinin kapalı olduğu anlaşıldığından , konularında uzman üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak, davacının yaptığı işin özellikleri tespit edilerek, çalıştığı bölümde yasada sayılan olumsuz koşulların bulunup bulunmadığı ve davacının ne şekilde bu olumsuz koşullardan etkilendiği ile ilgili ayrıntılı olarak rapor almak, alınan rapor mevcut delillerle birlikte değerlendirilmek ve sonucuna göre davacının 506 sayılı Yasa’nın Ek 5. maddesinin IV.bendin (1.2.3.4.) alt bentlerinde belirtilen işleri yaparken fiziksel dış etkenlerin ve olumsuz çalışma koşullarının gerçekleştiği kanaatine varıldığında, YİBBGK’nun 18.02.2000 gün E:1997/1, K:2000/1 sayılı kararı ile 506 sayılı Yasa’nın Ek 6. maddesi de dikkate alınarak oluşacak sonuç gereğince bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.