YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9280
KARAR NO : 2009/11387
KARAR TARİHİ : 29.09.2009
Davacı,… vekili Avukat … ile davalı, Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat … aralarındaki istihkak davası hakkında Afyonkarahisar İş Mahkemesince 1010/2007 gün ve 248/669 sayılı kararın Onanmasına ilişkin Dairemizin 14/7/2008 gün ve 26017/12050 sayılı ilamına karşı maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi.Gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Yerel Mahkemece 16.06.2009 günlü yazı ile Dairemizin 14.07.2008 gün 2007/26017E, 2008/12050K sayılı kararında davalı temyizi ile sınırlı inceleme yapıldığı davacı temyizi hakkında bir karar verilmediğinden bahisle maddi hatanın giderilmesi istenmiştir.
İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama yada bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama yada bozma kararları ile, hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.
Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Gerçekten temyiz incelemesi sonunda davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verildiği, ne var ki davacı tarafında temyiz başvurusu bulunduğu halde sehven davacı tarafın temyiz itirazlarının değerlendirilmediği, maddi hatanın söz konusu bulunduğu anlaşılmakla maddi hata talebi kabul edilmeli ve Dairemizin 14.07.2008 günlü kararı kaldırılarak davacının temyiz itirazları incelenmelidir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe, davacının teslim ettiği ürün bedellerinden, 2926 sayılı Yasa’nın 36.maddesine göre Bakanlar Kurulu Kararı gereğince tevkifat yapılmak suretiyle primlerin ödendiğinden bahisle, 01.06.1982-01.01.2007 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının ilk ürün tevkifatının 18.05.1996 tarihinde yapıldığı kabul edilerek takip eden aybaşı olan 01.06.1996 ile başkaca tevkifat olmadığından bahisle 31.12.1996 tarihleri arasında Tarım-Bağ Kur Kanunu kapsamında sigortalı olduğunun tespitine fazla istemin reddine karar verilmişse de varılan bu sonuç, 01.01.1997 ile 01.01.2007 tarihleri arasında kalan dönem bakımından hatalı olmuştur.
Davacının Afyon Şeker Fabrikasına teslim ettiği … bedelinden yapılan tevkifata göre mahkemece 01.06.1996 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın başlatılması ve davacının 01.06.1996 ile 31.12.1996 tarihleri arasında anılan yasa kapsamında sigortalı olarak kabulü yerindedir. 01.01.1997 ile 01.01.2007 tarihleri arasında kalan döneme gelince: 2926 sayılı Yasanın 10. maddesine göre tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi: muhtarlık, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri, … Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği, … Fabrikaları ve Anonim Şirketi ve Tarım Kesimine Yönelik Faaliyette bulunan Milli Bankalar gibi kuruluşların belge ve kayıtlarıdır. Davacının 23.02.1966 tarihinde başlayan ve devam eden Ziraat Odası üyeliği, 01.03.1980 tarihinde başlayan ve devam eden … Ekicileri Kooperatifi üyeliğinin bulunduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Öte yandan davacının kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyetine son verdiği de iddia ve ispatlanmış değildir.Hal böyle olunca ve özellikle davacının 2926 sayılı Yasa’nın 10.maddesi kapsamındaki kuruluşlarda, tescil tarihinden önce başlayan ve devam eden üyeliğinin bulunduğunun anlaşılmasına göre,mahkemece 01.01.11997-01.01.2007 tarihleri arasında kalan dönemde de davacının 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun kabulü gerekirken, 2926 sayılı Yasa’ya göre sigortalılığın zorunlu olduğu, sigortalılık hak ve yükümünden vazgeçilemeyeceği göz ardı edilerek, pirim tevkifatının bulunmadığından bahisle anılan döneme yönelik istemin de reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 14.7.2008 günlü 2007/26017 Esas,2008/12050 Karar sayılı kararının kaldırılmasına 10.10.2007 tarihli mahkeme kararırının BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.