YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9675
KARAR NO : 2010/8402
KARAR TARİHİ : 12.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.4.1998 tarihinden iş aktinin feshedildiği Nisan 2004 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacıların davalı Belediyeye ait işyerlerinde geçen ve kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Davacının bu yönüyle yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesidir.
Mahkemece ayrı ayrı açılan davaların birleştirilerek davacıların eksik günlerinin tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç usule ve yasaya uygun bulunmamamıştır.
Yapılan incelemede farklı davacılar tarafından aynı işveren aleyhine ayrı ayrı dava açılmıştır. Zorunlu dava arkadaşlığı maddi Hukukun (TMK, BK, TTK) bir hakkın birden fazla kişi tarafından dava edilmesi veya birden fazla kişiye dava açılmasının öngördüğü durumdur. Somut olayda maddi yönden zorunlu dava arkadaşlığı (örneğin TMK’nun md.702, iştirak halinde mülkiyet, BK 520 adi ortaklık) bulunmadığı gibi şekli yönden dava arkadaşlığı da (TMK md. 286, TMK md. 713, İİK md. 282 ) söz konusu değildir. Ayrıca davacılar arasında HUMK 43. maddesinde öngörülen ihtiyari dava arkadaşlığı da yoktur. Her bir davacının hak ve sorumluluğu ayrı ayrıdır.
Bu durumda davacılar arasında zorunlu yada ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığından HUMK’nun 46. maddesi uyarınca davaların ayrılmasına karar verilmesi gerekirken birlikte görülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Kabule göre de davalı … resmi işyeri olup, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilmez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21549-555, 05.02.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 03.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 01.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak eğer varsa davalı işverenin ücret bordrolarında davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverence SSK’ya verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak , dönem bordroları yok ise işverenin komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlara geçmiş kimseleri tespit edilip dinlenilmek, işyerine ilişkin Kurum şubesinde bulunan işyeri dosyası ile, davacıya ait işyerindeki şahsi dosyalarını celbetmek, muhtasar vergi beyannamelerini incelemek gerektiğinde davacıların tahakkuk belgesinde adları geçen eski Belediye Başkanı Reşat Başkara, tahakkuk memuru İsa Akdemir, sayman Mustafa Sarıtaş’ın bilgilerine başvurmak davacılarla ilgili işçilik konulu dosyaları varsa dosyalarına eklenmek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Belediye Başkanlığına iadesine, 12.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.