YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1052
KARAR NO : 2011/3375
KARAR TARİHİ : 11.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 24.5.1991- 16.5.1992 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işveren Belediyeye ait işyerinde 24.5.1991-16.5.1992 tarihleri arasında geçen davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işveren Belediyece davacının (…) sicil nolu iş yerinde ilk kez 1.8.1989 tarihinde işe giriş bildirgesinin verildiği, ayrıca 1.9.1989, 1.10.1989, 17.1.1990 ve 16.5.1992 tarihlerinde de işe giriş bildirgelerinin verildiği, dava konusu dönemde 1989/2.3. dönemde 75 gün, 1990/1.2.3 dönemde 359 gün, 1991/1.2. dönemde 150 gün, 1992/2.3.dönemde 236 gün bildirimde bulunulduğu, davalı Belediye fen işleri işyerinin 1.6.1989 tarihinde yasa kapsamına alındığı, davalı işyerinin 1991/1. dönem ila 1992/3. dönem arası bordrolarının düzenlenip kuruma verildiği, işyeri dosyasının geldiği, ihtilaflı dönemle ilgili imzalı ücret bordrolarının, puantaj cetvellerinin işverence düzenlenmediği, davacının … Sendikası işyeri temsilcisi olduğu, davalı Belediyece iş aktinin 24.5.1991 tarihinde feshi üzerine, davacının 20.6.1991 tarihinde açtığı dava sonucunda … İş Mahkemesinin 28.1.1992 tarih ve 1991/1496-1992/33 E.K sayılı kararıyla işe iadesine karar verildiği, davacının 6.5.1992 tarihli işe dönme başvurusu üzerine davalı Belediyece 15.5.1992 tarihinde yeniden iş başı yaptırıldığı, davacıya 1990-2000 yılları arası tüm işçilik alacaklarının 22.12.2000 tarihinde ibraname alınmak suretiyle ödendiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının işyerindeki çalışmaları 1.8.1989 tarihli imzasını taşıyan işe giriş bildirgeleri ile Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak primleri ödenmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Öte yandan davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır.
Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden ise de; iş yerinin Belediye-kamu kuruluşu olması karşısında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğundan ve davacının iş aktinin 24.5.1991 tarihinde feshedilmesi üzerine açmış olduğu ve 28.1.1992 tarihinde sonuçlanan işe iade davası sonucu, 6.5.1992 tarihinde iade kararına istinaden işe alınmasını istemesi ve Belediyece 15.5.1992 tarihinde yeniden işe giriş bildirgesi düzenlenmek suretiyle işe başlatılması, dolayısıyla bu dönemde yani 24.5.1991 ile 16.5.1992 tarihleri arasında davacının fiili çalışmasının bulunmadığı, yine söz konusu döneme ilişkin Belediyece ücret ödeme belgelerinin düzenlenmemiş olması karşısında davacının dava konusu dönemde fiili çalışmasının olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalı Kurum ve işveren Belediye vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … Belediye Başkanlığına iadesine, 11.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.