Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10525 E. 2012/5282 K. 05.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10525
KARAR NO : 2012/5282
KARAR TARİHİ : 05.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin görevsizliğine karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 17.07.2008 tarihinde meydana gelen kaza sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacılar murisinin kendi nam ve hesabına çalıştığı, davalı ile aralarında hizmet akdinin bulunmadığı, uyuşmazlığın genel mahkemede çözümünün gerektiğinden bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalıya ait işyerinin çatısının aktarımının davalı işyerinin fabrika müdürü taraf1ından dava dışı …’a verildiği ve yananda biri kişi daha getirerek bu işi yapması istendiği, olay tarihinde davacılar murisi ile birlikte fabrikanın çatısının aktarılması sırasında çıktığı çatıda üzerine bastığı eternit plakanın kırılması ile zemine düşmesi ile meydana gelen kazada davacılar murisinin öldüğü uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdine mi yoksa istisna akdine mi dayalı olduğu, giderek davacılar murisinin ölümüyle sonuçlanan kazanın iş kazası olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine yöneliktir. Davanın bu niteliği dikkate alındığında, davacılar murisinin ölümü ile sonuçlanan olayın iş kazası olması, bunun içinde öncelikle davacılar murisinin davalı işyerindeki çalışmasının hizmet akdine dayalı olması gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacılar murisi ile davalı … arasındaki hukuksal ilişkiyi istisna akdi olarak yorumlamak mümkün bulunmamaktadır.
Hizmet akdinin unsurları; 1-Hizmetin belirli veya belirli olmayan bir zaman içinde görülmesi, 2-Hizmet akdinin konusu olan edimin işverene ait işyerinde yerine getirilmesi 3-Edimin ifası sırasında işverenin denetim ve gözetimi altında bulunması 4-Edimin ücret karşılığında yapılması ve ücretin zaman esası üzerinden saptanmasıdır. Ücret zaman itibariyle olmayıp yapılan işe göre verildiği takdirde dahi belirli ya da belirli olmayan bir zaman için alınmış veya çalışılmış oldukça hizmet akdi yine mevcuttur.
İstisna akdinde ise; bir eserin ücret karşılığında yaratılması söz konusudur. İstisna akdinde ücretin tespitinde eser göz önünde tutulur. İş sahibinin talimat verme yetkisi ise, elde edilecek sonuç içindir. Hâlbuki hizmet akdinde emir ve talimat yetkisi işçinin çalışma yerinin, ise başlangıç ve sona eriş saatinin işverence tespiti biçimindedir.
Hizmet akdinin belirleyici ve ayırıcı unsurları zaman ve bağımlılıktır. Zaman ve bağımlılık unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalışmanın varlığı halinde aradaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda ise davacılar murisi ile davalı işveren arasında hizmet akdinin ayırıcı unsurlarından olan zaman ve bağımlılık unsuru mevcuttur. Davacılar murisinin ve gerekse çatı aktarımı bir arkadaşı ile yapması istenen dava dışı …’ın kendi nam ve hesaplarına çalıştıklarına dair vergi ve sigorta kayıtları bulunmadığı gibi bağımsız olarak çalıştıklarına dair dosya içerisinde bilgi ve belge yoktur. Yaptıkları işin bedelinin ödenebilmesi için bir nalburdan fatura getirdikleri ileri sürülmüş ise de, bu durum muhasebe tekniği açısından yapılan bir uygulama olup, gerçekte yapılan ödemenin ücrete ilişkin olduğu gerçeğinin değiştirmez. Çalışma gün ve saati ile
şeklinin de davalı şirket tarafından belirlendiği giderek hizmet akdinin oluşumu için gerekli tüm unsurların davacı bakımından ortaya çıktığı açıktır. Kaldı ki aksi kanıtlanana kadar geçerli olduğunun kabulü gereken SGK müfettiş raporunda da dava konusu olayın iş kazası olduğu kabul edilmiş olup, dosya içerisindeki bilgi ve bulgulardan bunun aksinin kanıtlandığının kabulü de mümkün değildir.
Hal böyle olunca da, istisna akdine dayalı bir çalışma söz konusu olmadığı, 506 sayılı yasanın 2. maddesi dikkate alındığında davacılar murisinin çalışmasının anılan yasa kapsamında bulunduğu giderek ölümle sonuçlanan olayın iş kazası olduğu açıktır.
Öte yandan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarında doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri İş Mahkemeleridir. Mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olduğundan bu hususun mahkemece resen gözetilmesi gerekir.
Somut olayda taraflar arasında işçi, işveren, işveren vekili ilişkisi (hizmet ilişkisi) bulunduğundan tazminat istemli davanın İş Mahkemesinde bakılması gerekir.
Mahkemece, kazalının hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı, dolayısıyla, ölümle sonuçlanan olayın iş kazası olduğundan işin esasına girilerek davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar verilmek gerekirken, hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı şirketin sair temyiz nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.