YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10614
KARAR NO : 2012/7285
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 08/02/1988-27/01/2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının ağır iş kolu koşullarına tabi olduğunun tespitine, fazladan kesilen işçi prim paylarının iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının davalı işyerinde üretim işçisi olarak 08.02.1988-27.01.2009 tarihleri arasında ağır iş kolu kapsamında çalıştığı halde işveren ve Kurum tarafından çalışmasının bu kapsamda değerlendirilmediğini, bu nedenle çalışmalarının ağır iş kolu koşullarına tabi olduğunun tespitine, işveren ve Kurum nezdindeki haklarının buna göre tesisine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 16.02.2010 tarihli dilekçesinde ise davacının davalıya ait işyerinde ağır iş koluna tabi çalıştığının ve itibari hizmet sürelerinden ve yıpranma primi haklarından yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan işin ağır ve tehlikeli işler yönetmeliğinde belirtilen çizelgeye göre ağır ve tehlikeli işler kapsamında olduğu kabul edildiği halde, yapılan işin itibari hizmet kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince taleplerinin ağır iş koluna ve fiili hizmet zammına tabii olduğu, işverence ağır iş koluna tabiiyet kabul edildiği halde mahkemece her iki taleplerinin de reddedildiği gerekçesiyle karar temyiz edilmiştir.
İtibari hizmet süresinin tespitine ilişkin davanın, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasa’nın Geçici 7. maddesi hükmünde “bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” hükmü ve genel olarak yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın Ek 5. maddesidir.
Sigortalının çalıştığı işin ağır ve tehlikeli işler kapsamında olup olmadığına ilişkin davalar ise, 4857 sayılı Yasa’dan kaynaklanmaktadır. Bu tür davalarda SGK’nun davalı sıfatı da bulunmamaktadır.
Bu durumda, her iki dava türünün, yasal dayanakları, tarafları ve yargılama usulleri farklı olup, temyiz aşamasında inceleme mercileri farklı olan bu davaların birbirinden bağımsız sonuçlandırılmalarında hukuki istikrar ve kararlara olan güven bakımından da yarar bulunmaktadır.
Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı ayrı ayrı başvurma ve nispi harca tabi olduğunu da gözardı ederek bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; her iki davayı ayırmak ve eksik yargı harçlarını tamamlattıktan sonra yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmaktan ibarettir.
0 halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.