Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10900 E. 2012/7076 K. 02.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10900
KARAR NO : 2012/7076
KARAR TARİHİ : 02.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, hizmet sürelerinin iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacının 20/10/1988 tarihinden sonraki sigortalılığı iptal eden Kurum işlemin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile, davacının 20/12/1988 tarihi itibariyle … Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydına istinaden kazanmış olduğu hizmet süresininiptaline ilişkin 11/04/2004 tarihli Kurum işleminin iptaline karar verilmiş ise de varılan bu sonuç yerinde değildir.
Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak Bağ Kur’luluk statüsünün ortaya konması gerekir. 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 15/05/1986 günü intikal eden giriş bildirgesi ile 06/05/1986 tarihli vergi kaydına istinaden tescil edildiği, 06/07/1988 tarihine kadar sigortalı sayıldığı, 18/09/1998 tarihinde bu defa 20/12/1988-devam (kesintisiz) şeklinde ibraz edilen Bismil Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydına dayanılarak sigortalılığın tekrar yüklendiği, 1997 affından yararlanıp primleri ödediği, 2000 yılında Kuruma Bismil’de bazı kişilerin oda ve vergi kaydı olmaksızın para karşılığı emekli ediliyor şeklinde ihbar yapıldığı, buihbar üzerine yapılan müfettiş incelemesinde, üye kayıt ve yönetim kurulu karar defterleri kaybolduğu gerekçesiyle ibraz edilmediği, ancak kaybolduğuna dair berhangi bir tutanağın olmadığı,davacının vergi ve sicil kaydının bulunmadığı, davacının kaydının yeni kayıt yapılan 1997 yılı noter tasdikli defterde bulunduğu, eski defterler kaybolduğu iddiası ile ibraz edilmediğinden davacının eskiden başlayan kaydının olup olmadığının tespit edilemediği, vergi kaydının olmadığı, aidat ödemediği, oda seçimlerinde oy kullanmadığı hazirun cetvellerinin bulunmadığı gerekçeleriyle Kurum tarafından müfettiş raporu doğrultusunda davacının sigortalılığının iptal edildiği görülmüş. Ayrıc müfettiş incelemesi sonucunda ilgili oda görevlileri ile odadaki üyelik kaydına dayanarak Kuruma giriş bildirgeleri verenler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, yine 30/04/2004 tarihli Kurum dosya inceleme ve komisyon tutanağında davacının sigortalılığının iptaline ve davacı hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiğinin belirtildiği, ancak davacı hakkında herhangi bir soruşturma bulunmadığının belirtilmesine rağmen oda kaydının sahteliği ile ilgili ceza davası bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının 22/10/1988 tarihinde başlayan ve devam eden geçerli bir oda kaydı bulunmadığından bu dönemde sigortalılık şartlarını taşımadığı açıktır.
Ancak davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması, davacıyı tescil edip sigortalılığı konusunda umut verdikten sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Ne var ki; kimse kendi hilesinden istifade edemez. Usulsüz oda kaydının nasıl oluşturulduğunun araştırılması gerekir.
Davacının kuruma tescilinin 22.3.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa’nın getirdiği değişiklik doğrultusunda 20/08/1997 tarihli işlemle 20/12/1988 tarihi itibariyle … Esnaf ve Sanatkar Odası kaydına dayanılarak yeniden yapıldığı, Oda kayıtlarının usulsüzlüğü nedeniyle ilgililer hakkında ceza davasının bulunduğu ve halen derdest olduğu, ceza davası sonucunda kayıtların sahte olduğunun belirlenmesi halinde Oda kaydına hukuken değer verilemeyeceği, bu durumda ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın kimsenin kendi hilesinden istifade edemeyeceği düşünülmeksizin ceza davasının sonucu beklenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.